Sanırım “birkaç ay içinde” ekonomik, politik, teknolojik, teolojik birçok yenilikle tanışacağız. Size içinde yaşadığımız dünyada olup bitenlerin, olmakla olanların hikâyesini anlatacağım. Olacak olanları ise hakkı ile bilen sadece Allahtır.
Çin Tayvan açıklarında tatbikat yapıyor. İsrail, Mısır’dan Sina’yı boşaltmasını istiyor, ABD İran’a saldırmak için gün sayıyor, Katar, BAE, Ürdün, Mısır, Bahreyn ve Suudi Arabistan, toplam 11 ülke İsrail ile Yunanistan’da 31 Martta başlayan "Iniochos Warrior 2025" adı verilen ortak hava tatbikatı 11 Nisan’a kadar sürecek! Öte yandan Ukrayna diken üstünde. AB Rusya’ya karşı bizden asker istiyor, Dostumuz, müttefikimiz, stratejik ortağımız, İncirlik üssünü kullanmak istiyor İran’a karşı bir de küçük bir ricası var Eskişehir bölgesindeki nadir elementlerin işletme ruhsatını almak istiyor. Yarın dünya borsalarında ne olacak bilmiyoruz.
M. Rubin (ABD), Anonymous (Dünya+Fr.), A. Dugin (Rusya), The Economist (İngiltere), Steve Hanke (ABD)’in Türkiye ile ilgili olarak AK Parti ve Erdoğan’a yönelik eş zamanlı harekete geçmeleri, uslublarındaki benzerlik ve şiddetin dozu dikkat çekici. “Kaostan doğacak düzen” arayışı bugün birçok ülkenin başının belası oldu.
Düne kadar ABD-Rusya Ukrayna konusunda sanki yanyana yürüyordu, bugün tam tersi bir durum sözkonusu. Trump Putin’i tehdit ediyor ve Putin Ukraynadaki muhalif unsurları yok etmekten söz ederken, İngiltere ve AB ülkeleri Rusyaya karşı Ukraynayı korumak için bizden asker desteği istiyor.
Uzay, Madde’nin yapısı, enerji, yer çekimi ve ekonomi, siyaset, toplum hayatını ilgilendiren birçok yeni olay yaşayacağız. Bazıları şok edici, bazılarının ne olduğu tam olarak anlaşılamayan.
Din, kehanet, mitoloji, ezoterik yorumlar, astrolojik öngörüler birbirine karıştı. Tek ortak noktaları, bundan sonra çok çok önemli bir değişim yaşanacak. EMP yani ElektroManyetikPulsarlar’la, akıllı, otonom sistemlere müdahale edilebilir, ele geçirilebilir, tehlikeli komutlar verilebilir. Bunu sadece HAARP ile değil, alçak irtifa uyduları üzerinden de yapabilirler.. Yani ülkelerin ellerindeki kara, hava ve deniz araçları o ülkeye karşı kullanılabilir. Mısır’da dev piramitlerin, dünyanın en yüksek gökdeleninden daha derin bir yapıdan ve onun da altında bir yeraltı şehrinden söz ediyorlar. Yerin altına doğru derinliklere inmek, her bakından yerden göğe yükselmekten daha zordur.
Dünya yeni bir evreye, aynı zamanda yeni bir mitolojik çağa giriyor. Bu birçok şeyi ve o şeylere ilişkin aklımızı ve ilişkimizi de gözden geçirmemize sebep olacak.
Yecüc-Mecüc, Dabbetül Arz ve Sakine’yi aklımızdan çıkartmayalım. Tarık ve Şira’yı da. Mehdi, Mesih, Deccal, kıyamet savaşı da aklımızda bulunsun. Ama daha fazlası da var. Hz. İbrahim bir kuşu 7 parçaya ayırmış, sonra Allah’ın yardımı ile o kuş yeniden canlanmıştı. Hz. İsa ölüleri diriltmişti, Hz. Musa zamanında da kurban olayında da böyle bir durum var. Hz. Musa’nın Hızır aleyhiselamla yolculuğunda da bir kuru balık canlanır. Hz. Süleyman hayvanlarla konuşur ve Belkıs’ın tahdını göz açıp kapayıncaya kadar getiren birileri var yanında. Hz. Muhammed (sav) İsra yolculuğu var.
.Dikkat Şeytan bunların taklitleri ile insanların algıları ile oynayarak kendine bağlamaya çalışacak. Bilim yolu ile bu konuda önemli gelişmeler söz konusu olacak. Sadece insanımsı robotlar ya da robotumsu insanlar değil gelmekte olan, onlar zaten geldi. Avatar’larla her gün konuşuyoruz. Sıra ölüleri diriltmeye geldi. Ruhsuz ama klonlayarak ölüleri canlandırabilecekler. Yapay zekâya bağlayarak onu konuşturabilecekler de. Hem de her dili konuşacaklar ve herkes tanıyacaklar. Körler görebilecek, sağırlar duyabilecek. İnsanların organlarının yedekleri yapılabilecek. Daha felaketi insan hayvan karması canlılar üretilebilecek. İnsanların büyüme geni tersine çevrilip yaşarken gerine dönüş de mümkün olabilecek. Klonoidleri geçtik X-eneBot’lardan söz ediyoruz artık. Beyin kontrol deneyleri yapıyoruz.
Evet “Kendi Kendine Üreyebilen Biyolojik Robotlar Üretildi”. Ksenobotlar (Xenobot) adı verilen, mRNA örneğinde olduğu gibi Grafen ve biyolojik hücreler kullanılarak inşa edilmiş, kendi kendinin farkında ve kendi kendini onarıp geliştiren “mikrobiobotlar”dan söz ediyoruz bugün.. Bu sentetik mikro hücreler Peçeli Kaplumbağa embriyolarından alınan kök hücreler, deri ve kalp hücreleri kullanılarak geliştirilen canlı bir organizma. Bu teknoloji bir yerde fizik, kimya, biyoloji ve bilişim teknolojisinin yeniden tanımlanmasını zorunlu kılmaktadır. Din, bilim ve ahlak yanında, insanın, din, ahlak, gelenek, biyolojik cinsiyetinden bağımsız NESNE BİREY’lere dönüştürülmesi ile aslında psikoloji, sosyolojin de yeniden ele alınmasını gerektirecektir. Bu sürecin bir dini, hukuki, ahlaki, iktisadi, psikolojik ve sosyolojik bir çerçevesi olması gerek. Bu çerçevenin bilimi, bilimin de bu çerçeve içindeki disiplinleri nasıl etkileyeceği üzerinden ciddi olarak düşünmek gerek. Böyle bir zamanda Cumhurbaşkanlığına bağlı “Dijital Dönüşüm Ofisi’nin kapatılması doğru bir adımdı. Bu işin din, ahlak, hukuk ve diğer disiplinle yanında Felsefesini bilmeden bugün olduğu gibi yapılan işler ve işlemler yarın telafisi mümkün olmayan büyük sorunlara sebep olabilir. Akıllı cep telefonları, 5G, TransHumanizm, NeuraLink, akıllı evler, arabalar, iş yerleri santraller, trafolar MOBESE kameralar, Big Data merkezleri, askeri güvenlik için telafisi mümkün olmayan felaketlere yol açabilir. Bu sorunlar siyaseti kilitleyebilir, istihbarat ve savunma için tehdit oluşturabilir, iktisadi ve sosyolojik, psikolojik travmalara sebep olabilir.
Hadi biraz da ülke ve bölge politikasına bakalım..
Gazze’de trajedi en üst seviyede. Dünyanın gözü önünde bir vahşet yaşanıyor. Orada sözün bittiği yerdeyiz. İslam dünyası kınamadan öte bir şey yapmıyor. İngiltere, Fransa, Almanya, Ukrayna’ya askeri destek vermek üzere harekete geçti. Rusya ise bunu savaş sebebi sayıyor. Zelensky’i Putin için suikast uyarısında bulunmasından hemen sonra Putin’in aracında bir patlama oldu. AB ülkeleri kendi Askeri İttifakını ve Avrupa ordusunu kurmak ve Ukrayna da Rusya’ya karşı savaşmak için için Türkiye’den asker talep ediyor. Tabi bu arada Kırım’ı da Türkiye’ye vadediyorlar, ama tabi Rusya’yı geriletirsek!? İsrail’e gerçek bir boykotu bile gerçekleştiremezken Rusya ile nasıl baş edeceğiz bu belli değil. Kaldı ki, Kırımı bize vadetmeleri de aldatmaca, çünkü CHABAT’ın Karay ve Hazara senaryosunda orası HAZARA Projesinin başlangıç noktası.
Suriye’de, Irak’ta ve İran’da yaşanacak her olay bizi doğrudan ve dolaylı olarak 1. Derecede ilgilendirecek. İsrail Gazze’ye ve Lübnan’a saldırmaya devam ediyor. Bir yandan da Suriye’yi taciz ediyor. ABD Yemeni vurmaya devam ederken İran’a saldırıya hazırlanıyor. Bu arada içerideki kriz giderek derinleşiyor. Devlet Bahçeli’nin durumu henüz netlik kazanmadı. CHP’de de durum net değil. CHP aslında kendini feshedip yeniden herkes kendi partisini kurup, ittifak yapacaklarsa o şekilde bir birlik gerçekleştirseler daha kolay olur. CHP’nin bir sosyal Demokrat Avrupa ayağı var. Liberallerden oluşan bir İngiliz ayağı var, bir de Pragmatik bir Amerikan ayağı var. Hepsinin içinde de gizli bir İsrail ayağı var tabi. Bu ülkelerin işin içinde olmadığı, kayda değer bir siyaset, bir sivil hareket, cemaat, medya, akademi, sanat, spor, sermaye grubu nerede ise yok gibi. Öte yandan “Cumhuriyet (H) Partisi” olmaz, CHP’yi kapatın, “CHP Vakfı” kurun, tarihi yad edersiniz.. İsterseniz bir “Cumhuriyetçi Halk Partisi” kurun, bir “Ulusal Egemenlik Partisi”, bir de “Ulusal Birlik Partisi” kurun, seçim ittifakı yaparsınız. Kim ulusalcı, kim liberal, kim solcu, kim sosyalist, kim sosyal demokrat belli olsun. Herkes de kendine göre bir Kemalizm kurgular olur biter.. Bu arada Cumhuriyet Arapça bir kelime olduğu için belki onların hoşuna gitmeyebilir. O zaman “Demokratik Toplum Partisi” nasıl olur?
Zaten partiler de şirketleşti, cemaatler de, medya da öyle, hatta mafyalaştılar. Aslında sadece CHP değil, bütün siyasi partilerin, STK’ların, Holdinglerin yeniden yapılandırılması gerek. Bunlar kendi aralarında asimetrik Şeytan üçgenleri oluşturmaya başladılar. Bu yapılar için karanlık odalar, kara delikler oluşturuyorlar. Bugünkü yapı bu şekilde sürdürülemez. Çözüm değil sorun üretmeye devam ederler. Bu yapılar bu haliyle birbirini yiyip tüketen, yok etmeye çalışan kanser hücreleri gibi davranıyorlar. Her bir örgüt serbest radikaller gibi hareket ediyor sanki. Bu hastalıklı bir yapı. İşi algılar üzerinden yönetmeye çalışıyorlar, taraflar karşılıklı korku pompalayarak ayakta kalmaya çalışıyor.
Dünya aslında ikiye bölündü. Bu bölünme sağ-sol bölünmesi, ya da etnik bir bölünme değil. Namuslular ve Namussuzlar diye iki blok söz konusu. Ama namuslular sayıca az, servet, silah ve iktidar onları desteklemiyor. Ama bunlar kendi aralarında bölünmüş durumdalar. Bu kirli çatışma ortamında herkes rakibinin yokluğu ile kendini varlığını temellendirmeye çalışıyor. Kendi günahlarını gizlerken, ötekileri ortaya saçıyor. İşte tam da bu ortamda, karanlığın en koyu anında aydınlığa en yakın zamanda olduğumuzu gören namuslu insanlar topluma önderlik yaparak, adalet, barış, hürriyetten yana bir düzen için bir birlik sağlayabilirlerse ve Allah’ın yardımı ile imkânsız görünen bir şeyi başarabilirler. Değilse insanlığı büyük bir yıkım bekliyor. İşte o zaman hayatta kalmak için herkes kendi canını kurtarmanın bir yolunu bulmaya çalışacaktır. Çünkü içimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden böyle bir ihtimal, hala imkânsız değil.
GlobalReset’çi küresel tetikçiler dört bir yandan saldırıyor. Hedef tahtasına oturtmuş kişiler, topluluklar, ülkeler var ve her taraftan vuruyorlar: Nüfus azaltma politikaları, İklim yalanı ile ilaç ve gıdalar üzerinden, siber yöntemlerle idarecilerin ahmaklığından istifade eden zalimler tarafından acımasızca sürdürülüyor. Hedefte olan biziz, biz yani insanlık! Doğrudan ve dolaylı bir şekilde tehditlerle havayı, suyu ve yiyecekleri zehirlediler ve şimdi de kozmetikler üzerinden gençleri ve özellikle kadınları hedef alıyorlar. Bakın, COVID bitti, mRNA’dan kurtulduk sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Hayvanlara yaptıkları açılar üzerinden yine tüm insanları hedef alıyorlar. Aşı olmayan hayvana kulak küpesi vermiyorlar. Küpesiz hayvanları itlaf ediyorlar. Zaten sentetik et artık marketlerde. Birçok ülkede hâlihazırda birçok farklı marketteki etlerde mRNA bulunmaktadır. Batı’da birçok marketten alınan örnek etlerde mRNA aşısıyla kirlenmiş olduğu görüldü.
Dün Melek maskeli Şeytanlar “yeryüzünde bir cennet ve ölümsüz bir hayat” vadederken, bugün Melek maskelerini çıkarttılar ve “Cehennemi yeryüzüne indirmekten, kendilerine karşı çıkanları yeryüzünden silmekten” söz ediyorlar. Bugünlük de bu kadar. Selam ve dua ile.