Son iki yılda dünya, salgınlar konusunda giderek daha tetikte hale geldi. Covid-19’un hayatlarımızda yarattığı derin izler henüz silinmemişken, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) maymun çiçeği virüsü, yani mpox, hakkında küresel acil durum ilan etmesiyle birçok kişi “Bu yeni Covid-19 mu?” sorusunu sormaya başladı. Ancak bu sorunun yanıtı, hem virüslerin doğası hem de Türkiye’nin mevcut koşulları dikkate alındığında oldukça karmaşık.
Her ne kadar hem mpox hem de Covid-19 virüs kaynaklı hastalıklar olsa da, aralarındaki farklar önemli. Covid-19, solunum yoluyla kolayca bulaşabilen bir virüsken, mpox daha çok yakın temasla bulaşan ve ciltte lezyonlara neden olan bir enfeksiyon. Bu nedenle, Covid-19’un yol açtığı kadar hızlı ve geniş çapta yayılma potansiyeline sahip değil.
Bu farklılık, Türkiye’de yeniden kapanma olasılığını değerlendirirken de dikkate alınmalı. Mpox’un yayılma şekli ve toplumda büyük bir korkuya yol açmaması, bu virüsle başa çıkmak için Covid-19 benzeri katı önlemler alınması gerekmeyebileceğini gösteriyor.
Türkiye’nin salgın yönetimindeki değişen stratejisi
Covid-19 ile yaşanan tecrübe, Türkiye dahil pek çok ülkenin salgın yönetiminde daha temkinli olmasına neden oldu. Aşılamanın hızla yaygınlaşması, hastanelerdeki yoğun bakım kapasitelerinin artırılması ve kamuoyunun bilinçlenmesi gibi faktörler, Türkiye’nin olası yeni bir salgına karşı daha hazırlıklı olmasını sağlıyor. Ayrıca, mpox’un yayılma hızı ve ölüm oranları, Covid-19’a kıyasla oldukça düşük seyrediyor.
Bu koşullar altında, Türkiye’nin mpox ile mücadelede daha hedeflenmiş ve yerel düzeyde önlemler alması, genel bir kapanmaya gitmesinden daha olası görünüyor. Örneğin, mpox vakalarının yoğunlaştığı bölgelerde sınırlı karantina önlemleri, sağlık kurumlarının kapasitesinin artırılması ve yüksek risk gruplarına yönelik aşılamalar gibi adımlar atılabilir.
Mpox’un Covid-19 kadar ciddi bir küresel tehdit oluşturmadığı göz önünde bulundurulursa, Türkiye’nin genel bir kapanma yerine, hedeflenmiş halk sağlığı önlemlerine yönelmesi daha mantıklı olacaktır. Ancak bu, rehavete kapılmak anlamına gelmemeli. Virüsün yayılma dinamiklerini sürekli izlemek ve gerektiğinde esnek tedbirler almak, Türkiye’nin bir kez daha büyük bir salgın felaketine uğramamasını sağlayacaktır.
Türkiye’de yeniden bir kapanma ihtimali, mpox’un özellikleri ve Türkiye’nin salgın yönetimindeki tecrübeleri dikkate alındığında düşük görünüyor. Ancak bu durum, kamu sağlığının korunması için gerekli önlemlerin alınmayacağı anlamına gelmemeli. Türkiye, dikkatli ve stratejik adımlarla, bu yeni salgın tehdidini de kontrol altına alabilecek kapasiteye sahip.