2011'de Şili'de 'Eğitim yetmez, eşit fırsatlarla desteklenmiş eğitim gerekir' diyerek sokağa dökülen öğrenciler, sadece eğitim sistemini değil, Latin Amerika'nın toplumsal yapısını da sarsarak devrimsel bir değişimin kapılarını araladılar. Peki, bu gençler tam olarak ne istiyorlardı?
Pinochet döneminden sonra hiç devlet üniversitesi açılmayan Şili’de 2011 yılında artan öğrenci sayısına karşın özel üniversitelerin oldukça pahalı olması, eğitim politikalarındaki köklü değişikler öğrencileri iyice çileden çıkartmış ve öğrencilerin sokağa dökülmesine sebep olmuştu. Aslında Şili halkı bu protestolara yabancı değildi çünkü 2006 yılında da öğrenciler arasında benzer bir hareketlilik baş göstermişti.
Mayıs 2006’da lise öğrencilerinin kamu ve özel okullar arasındaki eşitsizliklerin giderilmesi talebiyle başladığı protestolara 600 binden fazla öğrenci katılmıştı. Okul işgalleri ile devam eden bu protestolarda öğrencilere toplu taşımanın ücretsiz olması, üniversiteye giriş sınavı ücretinin kaldırılması ve eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanmasını talep ediyordu. Hükümet bu talepleri kabul etmekle birlikte eğitim sistemine dair köklü bir değişikliğe gitmeye yanaşmadı. Her ne kadar küçük gibi görünse de elde edilen bu kazanımlar Latin Amerika’daki diğer öğrenci hareketlerinin şekillenmesini sağlamıştı.
2011’deki protestoları ateşleyen ise dönemin eğitim bakanının özel okullara verilecek olan desteğin arttırılacağı yönündeki açıklamaları oldu. Mevcut durumda özel üniversitelerin oldukça pahalı olması nedeniyle erişilmez durumda olmasından ötürü hükümete kızgın olan öğrenciler, bu açıklamalar sonrası sokağa çıkma çağrısı yaparak uzun vadeli bir reformun öncüsü olacaktı.
Yaşadıkları durumu liseleri ve üniversiteleri işgal ederek protesto eden öğrencilerin sayısı gün geçtikçe artıyordu. Yaklaşık 4 ay süren eylemlere 200 bine yakın öğrenci katıldı. Yer yer sert polis müdahalesi ile karşılaşan öğrenciler taleplerinden vazgeçmiyordu. Bu protestolar karşılığını buldu ve yapılan kabine değişikliği sonrası eğitim bakanı istifa etti. Öğrencilerin çabaları ile Latin Amerika’daki ilk istifalardan da denebilirdi buna.
Gösteriler devam ederken kitlesellikten bir şey eksilmiyordu. Daha da önemlisi toplumun diğer kesimlerinden destek alan öğrenciler kendilerini güvende hissederek taleplerini dillendiriyorlardı. Köylerine baraj kurulacağı için günlerdir direnen Şilili köylüler de sağlıklı bir çevrede yaşama haklarının ihlal edildiğini belirterek kendi hakları için de öğrenci protestolarına destek vermişlerdi.
Şili darbelerin yoğun olduğu, toplumdaki çeşitli grupların dönem dönem hareketlendiği ve sokağa dökülmesiyle karakteristik özelliklere sahipti. Bu öğrenci direnişi de toplumdaki diğer grupların hareketlenmesini sağlamıştı. İşçiler kötü çalışma şartlarına karşı iş bırakma eylemleri düzenlemişti; madenciler, tarım işçileri buna aktif olarak destek vermişlerdi. Kadınlar şiddete karşı sokağa çıkma çağrısı yapmışlardı. Bu protestolar güç kazanarak ülkede genel grev şartlarının oluşmasını sağlamıştı. Genel olarak bu öğrenci protestoları diğer hareketliliklerin oluşmasını sağlamıştı. Böylelikle yarım milyondan fazla insan bu toplumsal protestolara katılmıştı.
2 yıla yakın süren protestolar sonunda öğrenciler taleplerinin nerdeyse büyük kısmının kabul edilmesini sağlamıştı. Öğrencilere indirimli toplu taşıma, üniversite sınavına giriş ücretlerinin kaldırılması gibi talepleri kabul edilmişti. Özel üniversitelere de yönelik taleplerin bir kısmı karşılanmıştı.
Şili’deki bu öğrenci direnişinin kazanımları küçük gibi görünse de Kıta açısından da diğer protestolar için ilham kaynağı oldu. Brezilya’da 2013’te toplu taşımaya yapılan zamlarla başlayan protestolara Şili’deki öğrenci protestoları ilham kaynağı olarak bu protestoların şekillenmesini sağladı. İki sene sonra okul işgalleri ile devam eden bu protestolar dur durak bilmedi. 2019 ve sonrasında ise üniversitelere yönelik baskının olduğu gerekçesi ile sokağa dökülen Brezilyalı öğrenciler Şilili öğrencilerin protesto tekniklerini kullanarak günlerce meydanları doldurdular.
Şili’deki bu protestolar elbette Brezilya’daki öğrenci hareketliliğini şekillendirmekle yetinmedi, Latin Amerika’daki eğitim politikalarını etkileyerek öğrencilerin doğrudan karar alma süreçlerine katılmalarını sağladı. Bunun doğal bir sonucu olarak Latin Amerika Öğrenci Derneği sık sık bu protestolarda söz sahibi olarak öğrencileri temsilen toplantı masalarında bulundu. Öğrencilere diğer ülkelerdeki sıra arkadaşlarından da destek gelmesi bu süreçte olumlu bir hava esmesini sağladı.
Ebetteki Şili’deki bu protestoların alevlenmesini ve görünür olmasını etkileyen başka faktörler de oldu. Hem öğrenci protestolarının 2011 yılında olması hem de o esnada Ortadoğu’da ve Latin Amerika’da çalkantılı süreçlerin olması bu protestoların güç kazanarak kazanım elde etmesini sağladı. İspanya’da ekonomik taleplerle başlayan Öfkelenenler Hareketi (15 M Hareketi) ve Tunus’ta bir sokak satıcısının kendini aleve vermesiyle başlayan Arap Baharı da bu sürecin şekillenmesinde etkili olmuştu.
Şili, toplumsal hareketlilik geçmişi ile oldukça zengin bir ülke. Darbelere yabancı olmayan halk aynı zamanda direnişlere de yabancı değil. Öğrencilerin diğer toplumsal kesimlerin desteğini alarak yaptığı bu protestolar yerini bularak kazanım elde etmesi Latin Amerika kıtası için de kritik önem taşıyor. Çünkü bu 2006’daki kazanımlarından tekerrür alarak güç kazanan öğrencileri o dönemki kritik küresel gelişmeler de etkilemiş ve taleplerini kısmi olarak kabul ettirmişlerdi. Bu da Latin Amerika’daki öğrenciler için yol gösterici kılavuz niteliği taşıyor.
Günümüz öğrenci protestoları, toplumsal değişim talepleri ile şekilleniyor. Bunun başını ise ekonomik ve politik talepler çekiyor. Bunun yanında iklim krizi, eğitim hakkına erişimdeki imkanların kısıtlı oluşu, pandemi dönemi krizler de bu talepler arasında. Her coğrafyada bu protesto dinamikleri ve talepler farklı formlarda şekillenebiliyor. Bu protestoların en önemli niteliği ise gençlerden oluşması. Çünkü gençler büyük bir kinetik enerjiye sahip bu enerji dolayısıyla kolaylıkla kamuoyu oluşturabiliyorlar. Günümüzde de sosyal medya ve kitle iletişim araçlarının bu kadar yaygınlaşmış olması bu protestoları görünür kılmakta. Bu direnişler küresel etkiye sahip ve reformcu karakteristiğe sahip.