Yeşil Sol Parti Eş Genel Başkanı İbrahim Akın, TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Akın’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Madımak’taki yaşanan Türkiye tarihinin ne ilkiydi ne de sonuydu”

“2 temmuz 1993 tarihinde Türkiye topraklarında yaşanmış olan insanlık suçu olarak tarihe geçmiş en ağır katliamlardan birisini yaşadık. Sivas Katliamı, Madımak Katliamı olarak tarihe geçmiş oldu. Madımak’taki yaşanan Türkiye tarihinin ne ilkiydi ne de sonuydu. Ancak biz Sivas Katliamı’nda ortaya çıkan gerçekliğin asla yok sayılamayacağını ve insanlık tarihinde bu yaşanmış olan katliamın zaman aşımına uğratılarak davaların da ortadan kaldırılamayacağını iddia ediyoruz. Kaybettiğimiz tüm yoldaşlarımızın, canlarımızın önünde saygıyla eğiliyoruz.

“Hepsi arka arkaya gelen katliamlar olarak türkiye tarihine gömülmüş oldu”

Sadece Sivas’ta değil, Sivas’ın hesabı sorulabilseydi Maraş’ı, Çorum’u yaşamış olan bir tarih olarak sonraki katliamları yaşamayacaktık. Ancak sonrasında yaşadığımız Gazi Mahallesi’nde yaşanan katliam, Roboski, Suruç ve arkasından yaşadığımız 10 Ekim, Sur katliamları hepsi arka arkaya gelen katliamlar olarak Türkiye tarihine gömülmüş oldu.

“Her gün baskılarla sözü olan herkesi kısıtlayarak cezaevine atıyor”

Bu ülkede aynı zamanda bu ağır düzen ağır katliamların yanı sıra her gün baskılarla sözü olan herkesi kısıtlayarak cezaevine atıyor. En son Merdan Yanardağ’ın başına gelenleri herkes biliyor. Aynı zamanda hala vekil olarak odası olmasına rağmen ismi geçmesine rağmen Can Atalay hala hapishanelerde dolaşıyor. Buradan bir kez daha onlara selamlarımızı gönderiyoruz, mücadelemiz ortaktır diyoruz.

“Merdan Yanardağ niçin cezaevine atıldı?”

Merdan Yanardağ niçin cezaevine atıldı? Bu ülkede insanların onurlu bir şekilde hukuk içerisinde yaşaması, tecridin ortadan kaldırılmasını hep bir basın mensubu olarak hem de bu meseleye duyarlı bir yurttaş olarak söz etti. Tecrit bu ülkede hiçbir hukuka, hiçbir Anayasa’ya hiçbir uluslararası sözleşmeye tabii olmadan uygulanan bir şeydir. Dolayısıyla tecrit karşısında itiraz etmek insanlık onuru açısından değerlidir. Tecrit bu ülkede suçtur. Bu suçu işleyenlerin suçlarını itiraf etmeleri, aynı zamanda itiraz etmeleri de doğaldır. O nedenle Merdan Yanardağ’a yönelik yapılan bu uygulama kesinlikle kabul edilebilecek bir uygulama değildir… Bu ülkede eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik bir ortamı inşa etmek istiyorsanız önce bu tecrit politikasından vazgeçin.

“Hiçbir sözün demokratik bir şekilde söylenemediği bir ortamda demokratik bir anayasa yapmak mümkün değildir”

Tam da bu ortam içerisinde yeni Meclis döneminde başta Meclis Başkanı olmak üzere bir anayasa tartışmasını açtı. Anayasa, bu ülkede herkesin çok fazla istediği bir şeydir. Ancak anayasa bir toplumsal sözleşmedir. Toplumsal sözleşmeler, Türkiye’de herkesin eşit, demokratik bir şekilde katılabildiği süreçte ortak tartışmalar sonrası ancak gerçekleşebilir. Türkiye’de hiçbir sözün demokratik bir şekilde söylenemediği, her söyleyenin cezaevine atıldığı bir ortamda demokratik, katılımcı bir anayasa yapmak mümkün değildir. Eğer bunu istiyorsanız önce şu andaki anayasadaki hukuka, anayasadaki kurallara uyun ve mevcut insanları, hukukta, yasada olmayan yöntemlerle cezaevlerine atmayın, işkenceye tabii tutmayın. Bunu yapmayan bir iktidarın bizim önümüze getireceğiz anayasa tamamen şu anlama geleceğini düşünüyoruz, bu ülkede bir dikta rejiminin inşa edilmesini saray rejimini daha çok güçlendirmesini sağlayacaktır.”

Editör: Selim Ercan