Veteriner Hekimler Derneği Genel Başkanı Gülay Ertürk, devletin aşı üreten kurumlarına gerekli yatırımların yapılmadığını, Türkiye’de kullanılan kuduz aşılarının ithal olduğunu söyledi. Ertürk, son dönemde artan kuduz vakalarına dikkat çekerek, “2004 yılında Belediye Yasası’nın değişmesiyle birlikte, özellikle ilçe belediyelerinde veteriner hekimin çalıştırılması isteğe bağlı bırakıldı. Bugün 900’ün üzerinde Türkiye’de ilçe var. Ama yerel yönetimler, hayvan ve hayvanlardan geçebilecek hastalıklar konusunda bir veteriner hekim, bünyesinde bulundurmuyor. Veteriner İşleri Müdürlükleri kurulmazsa bu sorunlar devam edecektir” dedi.
Gülay Ertürk, son dönemde artan kuduz vakalarını değerlendirdi. Türkiye’de kedi ve köpek sahiplerinin hayvanlarına aşı yaptırmalarının kanuni bir zorunluluk olduğunu belirten Dr. Ertürk, devletin yetkili birimlerinin konuya ilişkin yeterli önlemleri almadığını vurguladı. Ertürk, şunları söyledi:
“Daha çok gelişmemiş ülkelerde kuduz gerçeği yaşanıyor”
Kuduz vakaları artmıyor aslında. Kuduz vakaları hep vardı. Bugün dünyada yaklaşık 60 bine yakın insan, her yıl ne yazık ki bununla muhatap. Ülkemizdeki kuduz vakaları da aslında yine son yılların veya bugünün bir problemi değil. Dünyada kuduz aşısını yapan üçüncü ülkeyiz biz. Kuduz konusunda gerekli önlemleri almış bir ülkeyiz. Biz, kuduz konusunda geçmişi, geleneği, kültürü, birikimi yüksek bir ülkeyiz. Daha çok gelişmemiş ülkelerde kuduz gerçeği yaşanıyor. Gerekli tedbirleri alan ülkelerde kuduz görülmüyor. Bizde ne yazık ki hâlâ var.
“Türkiye’de kedi-köpek sahiplerinin hayvanlarına aşı yaptırmaları kanuni bir zorunluluk”
Kuduz aşıları koruyor, korumuyor değil. Toplumun bilinçlenmesi burada çok önemli. Bazen kedi-köpek sahibi insanlar, ‘Benim kedim, benim köpeğim hiç evden dışarı çıkmıyor ki bir şey olmaz, aşı yaptırmasam olmaz mı’ veya ‘gerek yok’ diye kendilerince birtakım kararlar alıyorlar. Oysaki kuduz hastalığı, hiçbir şekilde hiçbir riski tolere edemeyecek kadar ciddi bir hastalık. Kuduz hastalığının tedavisi yok. Bu hastalıktan korunmak ve bunu da aşı ile sağlamak mümkün. Dolayısıyla da Türkiye’de kedi-köpek sahiplerinin, hayvanlarına aşı yaptırmaları konusunda çok dikkatli olmaları gerekiyor. Bu, aslında kanuni bir zorunluluk. Bizim gerek 5199 gerekse 5996 sayılı yasalarımıza göre çıkan yönetmeliklerde de tüm pet sahiplerini kuduz aşılarını yaptırmaları konusunda zorunlu kılar.
“Tarım bakanlığı 750 bin doz civarında kuduz aşısı ithal etti”
Türkiye’de 6,5 milyon ile 9-10 milyon arasında değişen bir rakamda tahmin edilen sokak hayvanı var. Bu hayvanların aşılanması ile ilgili olarak yetkili mercii devlet. Tarım ve Orman Bakanlığı, bu anlamda, 2021 yılı itibarıyla sanıyorum 750 bin doz civarında bir kuduz aşısı ithal etti. Bu, sokak hayvanlarının aşılanması ile ilgiliydi. Sokak hayvanlarının dışında yaban hayvanlarında da kuduz olabilir. Onlar için de havadan oral aşıların atılması suretiyle bu hayvanların aşılanıp kuduza karşı korunmaları mümkün.
“Veteriner işleri müdürlükleri kurulmazsa bu sorunlar devam edecektir”
2004 yılında Belediye Yasası’nın değişmesiyle birlikte, şimdi özellikle ilçe belediyelerinde veteriner hekimin çalıştırılması isteğe bağlı bırakıldı. Bugün 900’ün üzerinde Türkiye’de ilçe var. Ama yerel yönetimler, hayvan ve hayvanlardan geçebilecek hastalıklar konusunda bir veteriner hekim, bünyesinde bulundurmuyor. Veteriner İşleri Müdürlükleri kurulmazsa bu sorunlar devam edecektir.
“Milyonlarca dolar, dışa bağımlı şekilde heba ediliyor”
Türkiye’de aşılar üretildi. Ancak pet aşıları yurt dışından ithal ediliyor. 2004 yılına kadar biz kendi kanatlı aşılarımızı da üretiyorduk ama GMP (İyi Üretim Uygulamaları) uygulamalarındaki sertifika yetersizliği nedeniyle buralar kapanmış durumda. Ancak aşılarda, aşı üreten enstitülerin donanımları açısından, GMP sertifikasına uygunluğu açısından yatırım yapılması gerekiyor. Teknik, donanımsal anlamda yatırım yapıldığı taktirde bizler, tekrar bu aşıları üretebilecek bilgi yeterliliğindeyiz. Dışa bağımlılığın önlenmesi için gerek özel sektöre gerekse devletin aşı üreten kurumlarına gerekli yatırımı yapmamız gerekiyor. Yoksa milyonlarca dolar, dışa bağımlı şekilde heba ediliyor.
“Yapılması gereken ilk iş, bol su ile uzun süre yara bölgesini yıkamak”
Aşı durumunu bilmediğiniz bir hayvan tarafından ısırılma veya tırmalanma gibi bir durum söz konusu olursa izlenilecek yol, o hayvanın 10 gün gözlem altında tutulmasıdır. Şayet sizi ısıran bir hayvan oldu veya bilediğiniz bir hayvan tarafından bu duruma maruz kaldınız, bu durumda bir sağlık merkezine, kuduzla ilgili ilk uygulama için gitmeniz gerekiyor. Kuduz riskli bir hayvanla bir temas söz konusu olduğunda da yapılması gereken ilk iş, bol su ile uzun süre yara bölgesini yıkamak. Basınçlı su ile yıkamak, sabunlu bol su ile.”