Özel Haber: Kadir Gürhan-Selim Ercan

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, Elips Haber’in sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi kapsamında yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin oy verme işlemleri başladığını aktaran Mustafa Yeneroğlu, yurt dışı seçmene sandığa gidin çağrısı yaparak oylarını kullanmaya davet etti. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın “Fahiş kira artışına hapis ve para cezası dahil çalışma yapıldığı” açıklamasını değerlendiren Yeneroğlu,  “Sn. Bozdağ’ın bu yaklaşımı, nedenlerle değil sonuçlarla uğraşma kolaycılığının tezahürü. Ekonomik anlamda piyasalar düzelmeden yasal bir düzenleme ile sorunu çözmenin mümkün olmadığı ortadadır. Sorunun çözümü piyasaların ve ekonominin düzelmesi ile alakalıdır” değerlendirmesinde bulundu. Yeneroğlu, 14 Mayıs’ta millet iktidarı seçilirse, konut kiralama sözleşmelerinde damga vergisi uygulamasına son vermek, konut kiralama maliyetlerini azaltacak adımları öncelikli olarak ele alacaklarını vurguladı. Yeneroğlu’nun sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

“Seçim güvenliği için dikkat ve özenle çalışacağız”

Yurtdışındaki vatandaşlar oylarını yarın kullanmaya başlayacak. Yurtdışındaki seçmene sandığa gidin çağrısı yapıyor musunuz? Yurtdışı ve yurtiçi sandık güvenliği hakkında neler söyleyebilirsiniz?

“Yurt dışındaki vatandaşlarımız yarından (bugün) itibaren 75 farklı ülkede kurulan sandıklarda oylarını kullanmaya başlayacaklar. Ülke olarak demokratik kazanımlarımızı yeniden tesis etmek için çok hassas bir dönemdeyiz. Böylesine kritik bir seçimde, yurt dışında yaşayan tüm vatandaşlarımızı kendilerine en yakın sandığa gidip oylarını kullanmaya, iradelerini ortaya koymaya davet ediyorum.

Seçim güvenliği konusunda yurt içinde aldığımız önlemlerin benzerini yurt dışında kurulan sandıklarda da aldığımızı, oy kullanarak iradelerini sandıklara yansıtan tek bir vatandaşımızın dahi oyuna sahip çıkacağımızı ve seçim güvenliği için gerekli dikkat ve özenle çalışacağımızı ifade etmek isterim. Aylardır bunun yoğun bir çalışması içerisindeyiz. Yurt dışında oy kullanma süreçlerinin daha uzun olması, kullanılan oyların anavatana getirilecek olması gibi hassas durumlar için de Millet İttifakı olarak yurt dışında bulunan çalışma arkadaşlarımız ve gönüllülerimizle beraber gerekli çalışmayı yaptık ve koordinasyonu sağladık.

Bugünden itibaren oylarını kullanmak için konsolosluklara ve kendilerine en yakın sandıklara gidecek vatandaşlarımıza şimdiden teşekkür ediyorum. Aynı şekilde yurt dışındaki seçmenlerin sandığa ulaşımından oyların muhafazasına ve seçim güvenliğine dek pek çok konuda sahada yardımcı olan Millet İttifakı'ndan çalışma arkadaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum.”

“Cumhurbaşkanına hakaret soruşturmaları 200 bini aştı”

İktidarın hukuk karnesi nasıl? İktidar hukuktan sınıfta kaldı mı?

“Maalesef iktidarın hukuk karnesi içler acısı. Bugün hukuk devletinin en asgari şartlarının dahi sağlanmadığı, kuvvetler ayrılığının ve yargı bağımsızlığının görmezden gelindiği gün gittikçe artan bir zorba anlayışla yönetiliyoruz; daha doğrusu yönetilmiyoruz savruluyoruz. Temel haklar açıkça yok sayılıyor. Hukukun araçsallaştırıldığı, insanların talimatla cezaevine atıldığı, işkence ve kötü muamelenin ciddi biçimde yaygınlaştığı kahredici bir dönemden geçiyoruz.

Medyanın üzerinde iktidarın sopası olarak çalışan RTÜK saçma sapan gerekçelerle her gün ceza yağdırmaya, ekranları karartmaya devam ediyor. İnternet platformları bütünüyle erişime kapatılıyor. Cumhurbaşkanına hakaret soruşturmaları 200 bini aştı. İfade ve basın özgürlüğü askıya alınmış vaziyette.

“İki büyükşehir nüfusundan çok daha fazla terörist suçlaması nasıl olur?”

Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre 6 yılda silahlı terör örgütü suçundan 1 milyon 768 bin 530 adet soruşturma başlatılmış, korkunç bir sayı. İki büyükşehir nüfusundan çok daha fazla terörist suçlaması nasıl olur? Maalesef yargılamalar toplum üzerinde tehdit ve baskı olarak kullanılıyor. İktidar Demokles’in kılıcını hakim ve savcıların tepesinde tutuyor. Yargı bağımsızlığı ve adalet sistemi iflas etmiş durumda.

Bunu muhalefet partileri olarak sadece biz söylemiyoruz, maalesef uluslararası endeksler de benzer karneyi ortaya koyuyor. Türkiye özgür bir ülke değil diyor. 2012 yılında Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 58. sırada yer alan ülkemiz sonraki yıllarda 80., 99., 108. sıraya kadar gerilemiş durumda. Bugün 116. sıradayız. İran, Sudan, Etiyopya gibi ülkelerle aynı klasmanda; Lübnan, Rusya, Meksika gibi ülkelerin ise daha gerisinde yer alıyoruz. Utanç verici bir tablo maalesef.”

“Sehven 10 yazılmıştı, düzeltildi 6 yapıldı”

CHP milletvekili aday listelerini YSK'ya sunarken listede bir değişiklik yapıldı. İstanbul 3. bölge 10. sıradan 6. sıraya çekildiniz. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

“Değişiklik yapıldığı bilgisi yanlış. Sehven 10 yazılmıştı, düzeltildi 6 yapıldı. O görüntüler listenin son hali değildi. 6. sıra, ilk andan itibaren DEVA Partisinin adayına ayrılmış bir kontenjandı. Daha önce Sayın Kemal Bey’in ve Sayın Genel Başkanımız Ali Babacan Bey’in de vurguladığı gibi adaylık sürecinde CHP ile isimleri değil, sadece listelerdeki sıraları arkadaşlarımız konuştu. Partiden CHP’ye iletilen listede 6. sırada yer alıyordum. Sonrasında yapılan yanlışlık fark edilerek düzeltildi zaten.”

“Piyasalar düzelmeden yasal bir düzenleme ile sorun çözülmez”

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ yaptığı açıklamada, fahiş kira artışına hapis ve para cezalarının yolda olduğunu söyledi. Bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Sn. Bozdağ’ın bu yaklaşımı, nedenlerle değil sonuçlarla uğraşma kolaycılığının tezahürü. İktidar aynı yaklaşımı, olağanüstü artan tüketim ürünleri için de sergilemektedir. Biliyoruz ki ülkemizde, üretici enflasyonu, tüketici enflasyonunun neredeyse 2 katı civarındadır. İktidar, sorunların kaynağına inip çözüm üretmek yerine, despotik uygulama örneği olan “yok kanun yap kanun” yöntemini benimsemektedir. Ancak bu tutum, fiyat oluşum mekanizmalarını ve piyasaları daha da bozmaktan başka bir katkı sağlamamaktadır. Nedenler yerine sonuçlara odaklanıldığı sürece bu belirsizlik sona ermeyecek; belirsizlikler büyüdükçe fiyatlar daha yüksek seviyede oluşmaya devam edecektir. Ekonomik anlamda piyasalar düzelmeden yasal bir düzenleme ile sorunu çözmenin mümkün olmadığı ortadadır.

“Asıl olan hukuki mekanizmaların işlevselliğini arttırmak”

Kira sözleşmesi, sözleşme serbestisi ilkesinin geçerli olduğu, tam olarak iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunumuzda, kira sözleşmesi dengesinin tarafların iradesi dışında bozulması durumları için telafi edici olağan yollar zaten mevcuttur. Asıl olan; sözleşme dengesini yeniden kuracak olağan iç hukuk yollarının, mümkün olan en kısa zamanda sonuçlanmasını; diğer bir ifadeyle, adaletin tecelli etmesini sağlayacak mevcut hukuki mekanizmaların işlevselliğini arttırmaktır. Ancak günleri sayılı iktidarda böyle bir irade ve çaba mevcut değildir.

Öte yandan; AİHS’nin Ek 4 No.lu Protokolünün 1. maddesi ile Anayasamızın 38. maddesi uyarınca, hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz. İktidarın, Anayasanın açık hükmü karşısında, getirilmesi düşünülen hapis cezasının meşruluğu konusunda da kamuoyunu ikna etmesi gerekmektedir.”

“Damga vergisi uygulamasına son vermek, konut kiralama maliyetlerini azaltacak adımlar önceliğimiz”

14 Mayıs’ta Millet İttifakı seçilirse kira artış oranlarına ne gibi düzenlemeler yapacaksınız? Bu konuda projeleriniz var mı? 

“Az önce de belirttiğim gibi söz konusu sorunun çözümü piyasaların ve ekonominin düzelmesi ile alakalıdır. Yasal düzenlemelerin doğrudan kira sorununu çözemeyeceği ortadadır. Millet İttifakının iktidarının ilk anlarından itibaren, piyasalarda güven yeniden tesis edilmeye; iyileşme sürecinde, fiyat oluşum mekanizmaları da daha sağlıklı işlemeye başlayacaktır. Hukuki güvenlik ile birlikte ekonomik güvenlik de piyasalara hakim olacak; fiyatlar belirgin şekilde düşerek istikrarlı seviyelere gelecektir. Ayrıca DEVA Partisi olarak hazırladığımız Ekonomi ve Finans Politikaları Eylem Planımızda yer verdiğimiz başta konut kiralama sözleşmelerinde damga vergisi uygulamasına son vermek olmak üzere konut kiralama maliyetlerini azaltacak adımları Millet ittifakı olarak da öncelikli olarak ele alacağımızdan eminim.”

“Yeni anayasa altını çizdiğimiz bir konudur”

Hükümetin dillendirdiği yeni anayasaya Türkiye’nin ihtiyacı var mı?

“Ülkemizin yeni bir Anayasa’ya ihtiyacı olduğunu ne iktidar ilk defa söylemektedir ne de bu konuyu gündeme sadece iktidar getirmektedir. Malumunuz TBMM bünyesinde kurulan ve tüm siyasi partilerin eşit şekilde temsil edildiği Anayasa Uzlaşma Komisyonu yeni bir anayasa yapmak için 2011-2013 yılları arasında yoğun bir çalışma yürütmüş ancak ne yazık ki hedeflenen başarıya ulaşılamamıştır. Temeline insan onurunu ve çoğulcu demokrasiyi koyan yeni anayasa bizim de parti programımızda özellikle altını çizdiğimiz bir konudur.

“1982 Anayasa’sı toplumsal huzur ve barışı sağlamaktan uzaktır”

Çünkü askeri bir darbe ürünü olan 1982 Anayasa’sı, toplumun özgürlük ve demokrasi taleplerini yansıtmaktan, toplumsal huzur ve barışı sağlamaktan uzaktır. Bireyi devlet karşısında güçsüzleştiren, bireyin haklarından ziyade ödevlerini öne çıkaran ve temel hak ve özgürlükleri geniş bir biçimde kısıtlayan yapısı ile demokratik bir toplum düzeninin oluşmasının önünde önemli bir engeldir. 2001 ve 2004 yıllarında yapılan Anayasa değişiklikleri, temel hak ve özgürlüklerin iyileştirilmesi yönünde önemli gelişmeler olsa da en son 16 Nisan 2017 referandumu ile gerçekleştirilen değişiklikler ve son yıllardaki Anayasa dışındaki fiili uygulamaların yoğunlaşması ve kalıcılaştırılması nedeniyle ülkemizin çoğulculuğu ve katılımcılığı esas alan yeni bir anayasaya ihtiyaç duyduğu açıktır. Ancak mevcut anayasayı ve anayasal düzeni yok sayan bir iktidardan elbette yeni bir anayasa yapmasını hele ki demokrasinin ve hukuk devletinin asgari gereklerini sağlamasını beklemek abesle iştigaldir.

“1982 Anayasasının 84 maddesinde önemli değişiklikler öngördük”

Son olarak belirtmek isterim ki Millet İttifakı olarak hazırladığımız ve metni kaleme alan komisyonda da yer aldığım Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği Önerisi ile 1982 Anayasasının 84 maddesinde önemli değişiklikler öngördük. Seçimlerin hemen ardından demokrasi bilincinin yeniden yeşermesiyle birlikte bu değişiklikleri hayata geçireceğiz. Umut ediyorum ki ondan sonra da gündemimizde toplumsal talepleri ve insan onurunun dokunulmazlığını merkeze alan, tüm farklılıkları değerli gören toplumsal sözleşme niteliğindeki bir anayasayı hayata geçiririz.”

Editör: Selim Ercan