Özel haber: Halide Tonga

Son günlerde medyada yer alan haberlerde başı boş sokak köpeklerinin saldırıları üzerine uzun süredir konuşulan konu yeniden gündeme geldi. Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde çözüm önerilerini oluşturmak için bir komisyon kuruldu ve İçişleri ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği bakanlıklarından temsilcilerin de yer alması kararlaştırıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde, “Bu konunun takipçisiyim. Gelişmiş ülkelerde, Avrupa’da bu sorun nasıl çözüme kavuşturulduysa biz de aynı uygulamaları hayata geçireceğiz” sözleri de çalışmaların hızlanmasına neden oldu. 

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan, komisyon kurulması kararı ile ilgili Elipshaber’e değerlendirmelerde bulundu. 

Türk Veteriner Hekimler Birliğinin fikri sorulmuyor

Kurulan komisyonda veteriner hekimlerin asıl çözüm muhatabı olarak yer alması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Arslan şöyle konuştu: 

“Aslında burada yine yanlış yapılıyor. Bu kanun zaten 15 yıldır var. Bu kanunun uygulaması yapılmadı. Önemli bir konu var, bu işin profesyonelleri veteriner hekimlerdir. Bu işin meslek örgütü de Veteriner Hekimleri Birliğidir. Uzun zamandır yaptığım uyarılar da bizi yanıltmadı, olumsuz sonuç alacağımızı tahmin ediyorduk. O zaman da meslek örgütlerinin fikirlerini almadan yapmaya çalıştılar. Şu anda da bir komisyon kuruluyor. Ama Türk Veteriner Hekimleri Birliğinin fikri sorulmuyor. Bu sorunun asıl muhatabı biziz. 

Elbette siyasiler, yöneticiler de bu işin muhatabı ama sorunun çözümü de veteriner hekimler, yerel yönetimlerde çalışan veteriner hekimlerdir, veteriner hekimlerin bağlı çalıştığı meslek odaları ve Türk Veteriner Hekimler Birliğidir. Bu konuda bir adım atılmıyor. Bizler bu komisyonlara davet edilmedik.”

Masa başında yapılan değerlendirmeler başarısız olacak

Değerlendirmelerin sahada bu sorunla karşı karşıya kalan veteriner hekimlerin görüş ve önerileri doğrultusunda yapılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Arslan, “Ben yine bunun masa başında yapılacak bir değerlendirme ve girişimler olacağını ve nihayetinde başarısız olacağını düşünüyorum. Önümüzdeki süreçte sonuçlarını hep beraber göreceğiz. Saha çok farklı. Sahada bu işle karşı karşıya kalanların, çalışanların fikirlerini almazsanız, değerlendirmeyi böyle yapmazsanız emin olun bir sonuç çıkmayacaktır.” dedi.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan

Barınak ve kısırlaştırma birbirinden bağımsız değil, önce elimizdeki imkanlar kullanılmalı

Sokak köpekleri ile ilgili çözüm konusunda değerlendirmelerde bulunan ve yerel yönetimlerdeki imkanların öncelikle kullanılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Arslan sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Hiçbiri birbirinden bağımsız düşünülemez. Elimizdeki imkanları kullanmalıyız öncelikle. Yerel yönetimlerin mevcut yerleri, bakım evleri, barınakları var. Öncelikle bunları en optimum seviyede çalıştırmak gerekiyor. İmkan olarak elimizde bunlar olduğu için hemen faaliyete geçirmeliyiz, en iyi şekilde çalıştırmanın programını yapmalıyız. Yani buralar güçlendirilmeli, donanımlı hale getirilmeli, burada veteriner hekimlere istihdam yaratılmalı. Mesela Veteriner İşleri Müdürlükleri yok. Yapılacak yerlerin kurumları yok bir kere. Önce elimizdeki imkanları kullanmalıyız. 

İkinci olarak, bütün taraflar bir araya geliyor, büyük çaplı barınak projeleri yapılacağı söyleniyor. Bu öyle bir sorun olarak bize geriye dönebilir ki… Mesela biz yüzlerce, binlerce hayvanı geniş alanda bir arada tutacağız. Öyle söyleniyor. Projenin tam ne olduğunu da bilmiyoruz. Bize de söylemedikleri için… Bu hayvanların bir arada tutulması çok zor bir işlem. Örneğin köpekler 3-4 metre telin üzerinden atlayıp ya da tünel kazarak gidebiliyorlar. Daha da tehlikelisi şu, bu hayvanlar o ormanlarda muhtemelen yaban hayatla ilişkili halde olacaklar."

Korktuğumuz konu kuduz vakaları

Sokak hayvanlarının toplanması planlanan yerlerde hayvanların yaban hayatla da iç içe olacağını ve bunun kuduz vakalarıa sebebiyet verebileceğini hatırlatan Prof. Dr. Arslan sözlerini şu şekilde tamamladı: 

“Bugün aslında korktuğumuz konu, kuduz konusu ve bu yaban hayatı kökenlidir. Türkiye’de karşı karşıya kaldığımız kuduz vakalarının büyük çoğunluğu yaban hayatında olan hayvanlar nedeniyledir. Karantinada olan yerlere dikkat edin hepsi köylerdir. Çünkü orada hayvanlar yaban hayatla iç içedir. Bunları düşünmeden, şimdi biz bunları çevirelim, buraya hayvanları koyalım ama bunları buraya koyarken hem refah düzeyini hem kısırlaştırma durumları düşünülmeli. Acaba kısırlaştırıp mı koyacaklar yoksa sadece bu alanlara yerleştirecekler mi? Yarın öbür gün bu kadar büyük alanda kontrol edemediğimiz için bu hayvanların birbirine zarar verdiklerini de göreceksiniz. Aslında bugün kamuoyunun tepki gösterdiği olaylara kıyasla daha olumsuz örneklerle bunun geri döndüğünü görebiliriz. Bu da ülkeyi yönetenlere daha büyük tepkilerle geri dönmesine neden olabilir. O yüzden düşünülmesi lazım.

Her şeyi yapıyoruz ama kamuoyunu bilinçlendirmiyoruz. İşin en önemli boyutu bu. Kamuoyunu, çocuklarımızı bilinçlendirmiyoruz. Hayvanlara nasıl bakılır, sokaktaki hayvanlara yemek vermek lazım mı ya da hangi oranda verilmesi lazım bunları bilmiyorlar. Bunu soracakları insanları maalesef toplantılara çağırmıyorlar.”

Editör: Halide Tonga