Haber: Selim Ercan
Türkiye Kent Konseyleri Birliği ve Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, gazetecilerle bir araya geldiği toplantıda, Türkiye’de 2.1 milyon futbol sahası büyüklüğünde 1.5 milyon hektarlık tarım arazisinin atıl durumda olduğuna ve ekilip biçilmediğine dikkat çekti. Ortak akılla Hazırlayacağımız hazırlayacakları raporu Tarım ve Orman Bakanlığına sunacaklarını açıklayan Yılmaz, “Türkiye’yi yeniden ayağa kaldırmak ve kalkındırmak için elimizde böylesine büyük bir imkan varken hala harekete geçilmemesi ve bu alanların üretime kazandırılmaması asla kabul edilebilir bir durum değildir. Yapılan hesaplamalar göstermekte ki bu alanın yeniden üretime kazandırılması ile ekonomiye yıllık 14 milyar TL gibi bir katkı sağlanacağı gibi vatandaşın pahalıya soğan ve et gibi tarımsal ürün yemesinin de önüne geçilecektir. Bu sebeple küçük üreticiyi ve kooperatifçiliği desteklemek gereklidir” dedi.
“Sürdürülebilir refah artışını sağlamada temel anahtarımız tarımsal faaliyetler olmalıdır”
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’nin tarımsal hasılasının 2022 yılında 58,5 milyar dolara ulaşmasına rağmen hala vatandaşın pahalıya ürün tüketmek zorunda kaldığına dikkat çeken Yılmaz, “Sürdürülebilir refah artışını sağlamada temel anahtarımız tarımsal faaliyetler olmalıdır. Dünya genelinde bir kıtlık ve gıda krizinin yaşanma olasılığının giderek arttığı bilim çevrelerince sıklıkla dile getirilmektedir. Türkiye gibi dört mevsimi yaşayan ve bereketli toprakları olan bir ülkede bu sorunu ekilmeyen alanları tarıma kazandırarak aşabiliriz” diye konuştu.
Türkiye’deki tarım arazilerinin 2001-2022 yılları arasında 26 milyon 350 bin hektardan 23 milyon 865 bin hektara düştüğünü belirten Yılmaz, şunları söyledi: “Şu anda Türkiye’de 24 milyon hektar alan ekilebilir tarım arazisi olup, bunun da ekonomik olarak sulanabilir miktarı 8.5 milyon hektar olarak belirlenmiş durumda. Ülkemizde halen, ekonomik olarak sulanabilecek 8.5 milyon hektar tarım alanının yaklaşık yüzde 81.9’u sulanabilmektedir. DSİ Genel Müdürlüğü; kuruluşundan günümüze kadar 8.5 milyon hektar tarım sahasının yaklaşık yüzde 54.9’unu suya kavuşturmuştur. 2022 yılı sonu itibarıyla ülkemizde sulamaya açılan alan diğer kurumlarca sulamaya açılan alanlarla birlikte toplam 6.96 milyon hektara ulaşmıştır. Beslenme ihtiyacının karşılanması, sanayinin ihtiyacı olan zirai ürünlerin dengeli ve sürekli üretilebilmesi, tarım kesiminde çalışan nüfusun işsizlik probleminin çözülmesi ve hayat standardının yükseltilmesi için kalan 1.54 milyon hektar alanın da sulanması ve bunun için gereken sulama tesislerinin bir an önce inşa edilmesi özel bir önem taşımaktadır.”
“Tarım alanlarının atıl kalması kabul edilemez”
Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi ile atıl tarım arazilerinin kullanımının planlanması gerektiğini hatırlatan Yılmaz, şöyle devam etti: “Pandemi dönemi sonrasında hızla artış gösteren gıda güvencesi sorunu Ukrayna-Rusya savaşı ile zirveye çıkmıştır. Makro açıdan gıda güvencesi, ülke ve küresel bağlamda insanlığın gereksinim duyduğu besinlerin teminine uzanan, farklı strateji ve hedeflerdir. Gıda güvencesi günümüzde devletlerin ve uluslararası kurumların müdahalesini ve koordinasyonunu gerektiren bir siyasi olguya dönüşmüştür. Gıdaya erişimin bu kadar zorlaştığı bir ortamda tarım alanlarının atıl kalması kabul edilemez. Teknolojinin ve bilimin başkenti olan Ankara’da teknoloji firmaları hem savunma sanayinde hem de sağlık sektöründe başarılı, örnek uygulamalar sergilemektedirler. Ankara’daki teknoloji firmaları yeteneklerini akıllı tarım uygulamalarına da aktarabilirler. Atıl tarım alanlarında Tarıma Dayalı İhtisas OSB’leri kurulabilir, hem üretim hem de istihdam artışı sağlanabilir.”
“Öncelik deprem bölgesine verilmeli”
Deprem bölgesine de değinen Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nca Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremler sonrası hazırlanan raporda, ilk tespitlere göre deprem bölgesinde tarım sektöründe 24,2 milyar TL’lik hasar meydana geldiğini anlattı. Yılmaz, “Tarımsal dönüşümde öncelik deprem bölgesine verilmelidir. Tarım arazilerine inşaat yapılmasının önlenmesi gerektiği gibi bu alanlar hızla tarıma ve ekonomiye kazandırılmalıdır” dedi.
“Bakanlığa fahri müfettiş sistemini öneriyoruz”
Gıda arzının yanı sıra sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişmenin de oldukça önemli olduğunu anlatan Yılmaz, “Tarım ve Orman Bakanlığı’nın zaman zaman açıkladığı taklit ve tağşiş ürünler listesiyle tarımda sahteciliğin ne kadar yaygın olduğunu da görmekteyiz. Bu sebeple gelecekte çocuklarımızda obezite, kalp hastalıkları ve kanser vakalarıyla karşılaşacağız. Bunun önlenmesi için denetimler sıklaştırılmalı. Kent Konseyleri olarak burada sorumluluk üstlenerek gıda muhafızları sistemini hayata geçirmek istiyoruz. Tarım Bakanlığı’na önerimiz, kentlerde belirleyeceğimiz gıda dostu arkadaşlarımız raflardan rasgele ürünler seçerek bunları bakanlığın laboratuvarlarında ücretsiz bir şekilde test ettirebilsin. Böylece geliştireceğimiz fahri müfettişlik sistemi ile hile yapılması noktasında caydırıcılığı tesis edebiliriz. Bakanlığa bir fahri müfettiş sistemini öneriyoruz” diye konuştu.