Röportaj: Dursun ERKILIÇ
Türk tarihinin derinliklerine indikçe, Avrasya steplerinden Avrupa’ya uzanan büyük bir kültürel ve siyasi mirasla karşılaşıyoruz. Bu mirasın önemli bir parçası, Hun İmparatorluğu ve onun efsanevi lideri Attila. Bugün, bu tarihi zenginliği, Türk dünyasını derinlemesine araştıran Türk dünyasını en iyi bilenlerden ünlü araştırmacı / yazar İrfan Ünver Nasrattınoğlu ile konuştuk. Nasrattınoğlu, Attila’nın liderliğindeki Hunların Türk kimliğini, Avrupa’daki etkilerini ve Macar halkı ile olan bağlarını elipshaber.com’a anlattı. Sorularımız ve cevapları şöyle.
- Sayın Nasrattınoğlu, Türklerin Avrasya’daki tarihi rollerinden bahseder misiniz?
- Elbette. Türklerin anayurdu Avrasya’dır; yani Türkler tarih boyunca hem Asya’da hem Avrupa’da varlık göstermiştir. Özellikle Hun Türkleri, Avrasya’nın siyasi ve kültürel şekillenmesinde öncü olmuştur. 1071’de Anadolu’ya girişimiz büyük bir dönemeçtir, ancak bundan çok daha önce, Hunlar ve onların Avrupa’daki devamı olan Macarlar gibi unsurlarla bu coğrafyada iz bırakmışızdır.
- Macar bilim insanlarının Hun Türkleriyle ilgili çalışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Macar bilim insanları, özellikle Gyula Nemeth, Lajos Ligeti ve Peter Vaczy gibi araştırmacılar, Hunların Türk kökenli olduğunu net bir şekilde ortaya koymuşlardır. Örneğin, Ligeti’nin ifadeleri son derece açıktır: Macarlar, Hunların devamıdır. Ayrıca Macarlarla Hunlar arasında güçlü bir kültürel ve genetik bağ olduğunu da vurgularlar. Bu bağlamda, Macarların Hunlar üzerinden Türklerle akraba oldukları bilimsel temellere dayalıdır.
- Attila’nın Türk kimliği konusunda ne söylemek istersiniz?
- Attila’nın Türk kimliği, hem fiziksel özellikleri hem de Hun toplum yapısına dayanan yaşam tarzıyla son derece belirgindir. Basık burun, küçük gözler ve köse sakal gibi etnik özellikler, Türk toplumlarının fiziksel tipolojisine uyar. Ayrıca Attila’nın Moğol türü Türk tipini yansıttığı ve Hun halkının dillerinin Türkçe ile bağdaştığı da kayıtlarda yer alıyor. Peter Vaczy’nin dediği gibi, Hunların yalnızca dış görünüşleri değil, dilleri de Türk idi.
- Hun İmparatorluğu’nun görkemi ve Avrupa’daki etkileri nelerdir?
- Hun İmparatorluğu, özellikle Mete döneminde Asya’da görkemli bir güç merkeziydi. Mete’nin yönetiminde sınırları Kore’den Karadeniz’e kadar genişlemiştir. Avrupa’da ise Attila ile zirveye ulaşmıştır. Attila, Doğu ve Batı Roma İmparatorluklarına korku salmış, büyük bir strateji ve diplomasi ustası olmuştur. Onun yönetimi altında Hunlar, Tuna’dan Kuzey Denizi’ne kadar geniş bir alanı kontrol etmiştir.
- Attila’nın efsanelerle ilişkilendirilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Attila, Batı dünyasında “Tanrı’nın Kırbacı” olarak anılır. Bu tanım, onun Hıristiyan dünyasında bir cezalandırıcı figür olarak görüldüğünü gösterir. Macar destanlarında ise Attila, bir kahraman olarak yüceltilmiştir. Örneğin, Attila’nın “Tanrı’nın Kılıcı”na sahip olduğuna inanılması, onun karizmatik liderliğini ve kutsallık atfedilen rolünü öne çıkarır.
- Son olarak, Hunların günümüzde Türk dünyası için ne ifade ettiğini düşünüyorsunuz?
- Hunlar, Türk tarihinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Attila gibi liderler, Türk milletinin kararlılığını ve gücünü temsil eder. Günümüzde Macaristan ile ortak kültürel bağlarımızı hatırlatmak ve bu bağı güçlendirmek, Türk dünyasının birliğini ve kültürel mirasını anlamak açısından önemlidir. Hun Türkleri, geçmişimizi anlamada bir köprü görevi görmektedir.