Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Makina Mühendisleri Odası tarafından yayınlanan basın bülteni, 2012 yılında yürürlüğe konulan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na rağmen iş kazası ve meslek hastalıklarının sayısında azalma olması gerekirken gözlemlenen artışa değindi. Bültende, bu artışın sebebinin iktidarın azami kâr hırsı taşıyan sermayeyi destekleme politikası olduğu dile getirildi.
Sosyal Güvenlik Kurumu’na ait verilerin yer verildiği bültende, 2000-2021 yılları arasında iş kazaları ve meslek hastalığı sayısında gözlemlenen artışa dikkat çekilirken, İşçi Sağlığı İş Güvenliği Meclisi verilerinde SGK verilerinden daha fazla ölüm olduğu da belirtildi.
‘’İş cinayetlerinde 31 bin 9 işçi hayatını kaybetti’’
İşçi Sağlığı İş Güvenliği Meclisi verilerine göre 2023 mart ayı sonuna kadar iktidarın döneminde 31 bin 9 işçinin iş cinayeti sonucu hayatını kaybettiği kaydedilirken, iş kazası ve cinayetlerindeki artışların nedenleri şu şekilde sıralandı: ‘’İş kazaları ve iş cinayetlerindeki bu artışların ana nedenleri, serbestleştirme-özelleştirme, sendikasızlaştırma, esnek-güvencesiz çalışma, kayıt dışı istihdam politikaları, çalışma koşullarının ağırlığı, denetimsizlik, ceza uygulanmaması ve en son Covid-19 salgınına karşı önlemlerin yetersizliğidir.’’
‘’Düzenlemeler yalnızca işveren çıkarlarını gözetmektedir’’
Bültende, iş güvenliği uzmanları ve hekimlere yıkılan işçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması sorumluluğunun birincil olarak işverene ait olduğu vurgulandı. ‘’6331 sayılı yasa ile getirilen sistemde bu görev işverenden çok iş güvenliği uzmanları ve hekimlerden beklenir hale gelmiştir. 6331 sayılı yasadaki diğer düzenlemeler gibi, uzman ve hekimlere ilişkin düzenlemeler yalnızca işveren çıkarlarını gözetmektedir. Her iş kazasından iş güvenliği uzmanları ve hekimler sorumlu tutulur hale gelmiştir’’ ifadelerine yer verildi.
Ayrıca, Uluslararası Çalışma Örgütü ile Sosyal Güvenlik Kurumu’nun meslek hastalığı verileri arasındaki farkın üzerinde duran bülten, meslek hastalığından hayatını kaybeden emekçilerin kayıtlara geçilmediğine işaret etti.
‘’İş Kanunu, İSG Kanunu ve tüm çalışma yaşamı mevzuatı düzenlenmeli’’
İşçi sağlığı ve iş güvenliği politikalarının, temel sosyal haklardan ayrı tutulamayacağını hatırlatan TMOBB Makina Mühendisleri Odası Başkanı Yunus Yener, ‘’İş Kanunu, İSG Kanunu ve ilgili tüm çalışma yaşamı mevzuatı bu çerçevede, çalışanlardan yana bir şekilde sendikalar, TMMOB, TTB başta olmak üzere meslek örgütleri ile ilgili bilim çevrelerinin görüşleri ve kamuculuk-kamusal denetim ve sosyal devlet ilkeleri ekseninde düzenlenmeyi beklemektedir. Aksi durumda on milyonlarca emekçinin insanca çalışma ve yaşam haklarının gaspı sürecektir’’ ifadelerini kullandı.
‘’Her şey insan için’’
‘’TMMOB Makina Mühendisleri Odası işçi sağlığı ve iş güvenliği mücadelesinde her şey insan için yaklaşımıyla yerini almaya devam edecektir’’ denilen bültende, son olarak işçi sağlığı ve iş güvenliğine dair ilkeler sıralandı:
‘’ Sağlıklı ve güvenlikli bir ortamda çalışmak her çalışanın hakkıdır. İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması öncelikle devletin ve işverenin görevidir.
İşçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerinin piyasalaştırılması, yaşanan sorunların en temel kaynaklarındandır. İşyerlerine verilecek işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetleri, bir kamu hizmeti olarak ele alınmalıdır.
İşçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili ulusal politikaların oluşturulması, kararların alınması ve işyerlerinde denetim, diğer sosyal tarafların görüşleri önemsenmeden tek başına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) tarafından yerine getirilmektedir. Gelinen nokta göstermektedir ki; doğru kararlar alınmamakta, istenen uygulamalar hayata geçirilememektedir. Sendikalar, Üniversiteler, TMMOB, TTB, ÇSGB ve Sağlık Bakanlığı’nın katılımı ile idari ve mali yönden bağımsız, çoğunluğunu emek örgütlerinin oluşturduğu ulusal bir enstitü oluşturulmalıdır. Enstitü; politikaların oluşturulması, kararların alınması ve işyerlerinde denetim görevlerini yerine getirmelidir.
İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının görevlerinin rehberlik olduğu gerçeğini görmekle birlikte yaptıkları tespitler, saptadıkları gereklilik ve öneriler yerine getirilmeden iş kazası ve meslek hastalıklarından sorumlu tutulmaları ve belgelerinin askıya alınması, gerçeklerle bağdaşmamaktadır. İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının mesleki bağımsızlıkları ve iş güvenceleri korunmalıdır.
İşyerleri denetlenmeli, idari ve cezai yaptırımlar artırılmalı ve uygulanmalıdır.
Sendikalar, kurulu oldukları işkollarındaki işyerlerini, o işyerinde örgütlü olsun ya da olmasın diledikleri zaman denetleyebilmelidir.’’