Özel Haber: Sümeyye Aksu
Dünya Tabipler Birliği sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti, “sağlık sisteminin temellerine zarar veren ve hastanın sağlığını kritik olarak etkileyen uluslararası acil bir durum” olarak tanımlıyor. Dünya Sağlık Örgütü ise sağlık kurumlarındaki şiddeti “hasta, hasta yakınları, ya da diğer herhangi bir kişiden gelen, sağlık çalışanı için risk oluşturan tehdit davranışı, sözel tehdit, fiziksel saldırı ve cinsel saldırıdan oluşan durum” olarak detaylandırıyor. Bu tanımlamalara göre yapılan çalışmaların bulguları ise sağlık çalışanlarına yönelik sözlü ve fiziksel şiddetin dünyada her geçen gün arttığını ortaya koyuyor.
Şiddet uygulayanlar çoğunlukla hastalar ve yakınları
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, sağlık çalışanlarının yüzde 8’i ila 38’i kariyerlerinin bir noktasında fiziksel şiddete maruz kalıyor. Çok daha fazlası tehdit ediliyor ve sözlü saldırıyla karşılaşıyor. Şiddet uygulayanlar ise çoğunlukla hastalar ve yakınları. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetle ilgili yapılan çalışmaların en çarpıcı bulgusu diğer iş kollarına göre sağlık alanının, şiddetin en fazla gerçekleştiği alan olduğu ve sağlık personelinin şiddete uğrama olasılığının on altı kat daha fazla olduğu yönünde.
Saldırının adresi bu kez Gaziantep
Sağlıkta şiddet her geçen gün artarken bu kez saldırının adresi Gaziantep oldu. Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde bir hasta yakını sağlık çalışanına bıçakla saldırdı. Kanlar içinde yere yığılan sağlık çalışanının durumunun ağır olduğu belirtildi. Yenilikçi Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (YENİ Sendika) Genel Başkan Vekili Fatih Seyran, sağlıkta aratarak devam eden şiddetle ilgili Elips Haber’e açıklamalarda bulundu.
“Şiddeti önlemeye yönelik eylem planının bir an önce hayata geçmesi gerekiyor”
Sağlıkta şiddetin önlenebilmesi için yasal düzenlemenin gerektiğini söyleyen Seyran, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın sağlıkta şiddetle ilgili bir eylem planı açıklaması vardı. Sağlıkta şiddeti önlemeye yönelik eylem planının bir an önce hayata geçmesi gerekiyor. Eylem planının Sağlık Bakanlığı tarafından bir an önce hayata getirilmesi gerekiyor. Bakan Koca böyle bir eylem planı açıklamıştı fakat detaylarını kamuoyunu henüz bilmiyor” dedi.
“Vatandaşın sağlık okur-yazarlığı düzeyiyle ilgili problem var”
Sağlıkta şiddeti önleme eylem planın uluslararası örneklerinin olduğuna dikkat çeken Seyran, sözlerini şöyle sürdürdü;
“İngiltere'de sağlıkta şiddeti önlemek için Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) eylem planını kullanıyor. NHS’de bu konuyla ilgili caydırıcı uygulamaları var. Mesela bu bir model olarak ele alınabilir. Sağlıkta şiddete sıfır tolerans diye bir eylem planı var bu uygulanabilir. Aynı zamanda sağlıkta istihdam sorunumuz var. Yani yetersiz personelden kaynaklanıyor. Türkiye'de hekimler, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ülkelerindeki hekim meslektaşlarına göre 2,5 kat, hemşireler de 4 kat fazla çalışıyor. Az çalışan sayısıyla performans gösteriyoruz biz. İkincisi vatandaşın sağlık okur-yazarlığı düzeyiyle ilgili bir problem var. Vatandaş sağlık hizmetini nasıl, ne şekilde alınması ve ne kadar beklemesi gerektiğini, bilmiyor. Öfkeleniyor ve çalışana bunu yansıtıyor. Şu anda vatandaşla ilgili bir sorunumuz var”
“Ekonomik problemlerle gergin olan vatandaş şiddete yöneliyor”
Medyanın sağlıkta şiddet olaylarını köpürttüğünü ve vatandaşın bunu kanıksamasına neden olduğunu kaydeden Seyran, “Toplumsal şiddet, sağlıklı şiddete dönüşüyor. Zaten psikolojik olarak gergin vatandaş. Yani sokakta da, caddede de, ailede de ekonomik problemleri nedeniyle sosyal hayatta da şiddet eylemli olan vatandaş sağlıklı da şiddete yöneliyor. Fakat burada ilginç olan şey şu sağlıkta şiddet artık sanki olabilirmiş gibi bir kanıt sahaya doğru gidiyor. Bu asla kabul edilebilir bir şey değil. Yani sağlıklı şiddet niye olsun? Hele hele sağlığın sunulduğu bir yerde, hijyen ortamının olduğu bir yerde, insanlara şifa dağıtılan bir yerde, vefanın olması gereken bir yerde şiddetin olması çok trajik bir durum. Sağlık, ortamlarında olağandışı şeyler yaşanıyor artık. Bunlar olağan değil, bunlar normal değil. Sağlıkta şiddet normalleştirilemez” değerlendirmesinde bulundu.