Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenleyen CHP Grup Başkanı Özgür Özel, 5 Kasım’da yapılması planlanan kurultayda CHP Genel Başkanlığı için aday olacağını açıkladı. Partisi’ni eleştiren Özgür Özel, 14 Mayıs seçimlerinde CHP listesinden dört siyasi partiye 39 milletvekili verilmesinin yanlış olduğunu söyledi. Özel, seçim döneminde partiler arası imzalanan protokollere dair bilgilendirmenin yapılmağı süreçlerin işletildiğini vurguladı.
Özel, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda Genel Başkanlık için aday olacağını açıkladı. Özel, kurultay seçiminde kaybetmesi durumuna yönelik de “Özgür Özel kaybetse baba evinden ayrılmaz” ifadelerini kullandı.
Özel’in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:
“Partimizin yönetimi yenilginin nedenlerini ciddiyetle araştırıp yeni bir yol haritası çizmedi”
Bugün dinleyeceğiniz, 28 Mayıs sabahı Manisa’da, Balıkesir’de, Mersin’de, İstanbul’da, Malatya’da, Şanlıurfa’da, İzmir’de, Ankara’da, Adana’da, Edirne’de 81 ilde uyanıp da o gün bugündür huzurlu bir uyku uyuyamayanların hikayesidir. Artık korkmaya gerek olmadığını, çünkü korkulanın olduğunu bilenlerin hikayesidir. Bu bir yolculuğun hikayesidir. Sonu nedir diye düşünmeden yola çıkanların, bundan sonra bana ne olur diye endişe etmeyenlerin hikayesidir.
Seçim öncesi Türkiye’de oluşan büyük umut ve değişim inancı hızla derin bir hayal kırıklığına dönüştü. Toplumsal talep ve ihtiyaçların aksine partimizin yönetimi yenilginin nedenlerini ciddiyetle araştırıp yeni bir yol haritası çizmedi. Alınan sonuca farklı bahaneler üretti ve yenilginin siyasi sorumluluğunu maalesef üstlenmedi. Parti içi iktidarı korumaya odaklandı. Güven duygusunu yitiren seçmenimiz partimizi hatta siyaset kurumunu terk edecek kadar yoğun bir duygusal kopuşa sürüklendi. Parti yönetimi bu durumu tespit etmek ve onarmaya yönelik adımlar atmak yerine bu kırılmayı gözden gelmeyi tercih etti.
“Kürt sorunundan dış politikaya kadar tutum alıyor ve çözüm önerilerimizi sunuyoruz”
‘Değişimin yüzyılı, yüzyılın değişimi’ hedefiyle çıktığımız bu yoldaki tutum belgesinde ülkemizin ne durumda olduğuna dair makroekonomik politikalardan, emekçilerin sorunlarına, barınma krizinden sığınmacı sorununa kadar bir dizi başlıkta ülkemizin yarınları için çoğulculuktan kuvvetler ayrılığına, yargı bağımsızlığından toplumsal barışa, hak temelli sosyal devletten planlama odaklı kamucu bakışa, aktif sosyal politika uygulamalarından savunma sanayine tarıma dayalı sanayiden güvenlik sorununa ve bir demokrasi meselesi olarak gördüğümüz Kürt sorunundan dış politikaya kadar tutum alıyor ve çözüm önerilerimizi sunuyoruz.
“İttifaklar, parti vicdanında karşılık bulacak şekilde tasarlanmalıdır”
İttifak siyaseti, ittifak kuranların birbirine dönüştüğü, benzediği siyaset olmamalıdır. Tersine birbirine benzemeyen partilerin kendi kimliklerini koruyarak varsa ortak hedefler etrafında birleşmeleri verimli bir ittifakın en önemli şartıdır. İttifaklar, parti vicdanında karşılık bulacak şekilde tasarlanmalıdır. Örneğin; partimizin seçilecek sıralardan 39 milletvekilini başka partilere vermesi parti vicdanında, parti tarihinde unutulmayacak bir hasar bırakmıştır. Bu süreç hiçbir parti içi müzakereye, uzlaşılmış bir iç hukuka, objektif ölçme ve değerlendirme kriterlerine dayanmaksızın ve parti içi denetime kapalı olarak yürütülmüştür. Aynı şekilde partiler arası imzalanan protokollere dair seçilmiş kurulları bilgilendirmenin dahi yapılmadığı bir süreçler işletilmiştir. Bu ölçüde aşkın yetkiler kullanılıp sorumluluk üstlenmeyen bir yönetim tarzı kabul edilemez.
“Örgütlerimiz, siyaset üreten bir yapıya kavuşturulmalıdır”
CHP, yeni dönemde toplumun hak taleplerinin yalnızca parlamentoda değil, sahada ve sokakta da sözcüsü olacaktır. Hedefimiz partimizi sadece Türkiye’nin en iyi yönetilen siyasi partisi değil, en iyi yönetilen kurumu haline getirmektir. Hesap verebilir, denetlenebilir, şeffaf, katılımcı süreçleri işleten, denge denetleme mekanizmalarını etkinleştiren, ölçme değerlendirmeden en iyi şekilde yararlanan canlı ve diri bir kurumsal yapı hedeflenmelidir. Örgütlerimiz, siyaset üreten, toplumsal bağları güçlü, yeni mücadele biçimleri yaratabilme kapasitesi yüksek bir yapıya kavuşturulmalıdır. İkinci yüzyılın CHP’si, üye yapısı, örgütlenme biçimi, karar alma süreçleri, parti yönetimi, parti içi demokrasi, katılım ve etik ilkeler bakımından köklü değişimler ile yoluna devam etmelidir.
“Partinin lideri, kadroları, program ve tüzüğü yenilenmelidir”
Güçlü ve umut veren bir değişim için partinin lideri, kadroları, yönetim biçimi, örgüt yapısı, siyaset yapma tarzı ve söylemi, program ve tüzüğü yenilenmelidir. Partinin seçilmiş kurullarına işlevlerini geri kazandıran ve onları güçlendiren düzenlemeler hayata geçirilmelidir. Öncelikle, tüzükteki yetki ve sorumlulukları bazen aşan, bazen aşındıran yönetim anlayışı toptan terk edilmelidir. Parti yönetimi, değişim sürecini tüzüğün bazı maddelerinin değiştirilmesi ve parti programının basit ve yalın bir dille yazılması olarak tanımlamaktadır. Tüzükte ve programda daha demokratik ve olumlu yönde yapılacak önerilere ve tüm değişikliklere katkı vermeye kararlıyız. Ancak, seçim ya da kurultayların baskısı altında sağlıklı, sakin, objektif bir yapısal dönüşümün koşullarını yakalamanın olanaksız olduğu gerçeğinin de bilincindeyiz. Bu nedenle, yapılacak değişikliklere katkıları verip kurultayımızı tamamladıktan sonra hem teorik hem örgütsel katkılarla gerçekleşecek tüzük ve program kurultayını, yerel seçim takviminden hemen sonra, 2024 yılı içinde gerçekleştireceğiz.
“Cumhuriyet Halk Partisi’nin, kayıt dışı siyasete teslim olmasını asla kabul etmiyoruz”
Parti içi kurumların, karar ve yönetim organlarının işlevsiz kılınması, siyasal yetki ve sorumluluğu olmayan danışmanlık kurumunun partinin kurumsal yapısının yerine geçmesi, partimizi bir bütün olarak etkisiz ve işlevsiz hale getirerek zayıflatmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin, şartlar ve gerekçeler ne olursa olsun kayıt dışı siyasete teslim olmasını asla kabul etmiyoruz. Kurumsal yönetim ve iş yapma biçimi, güçlü kurumsallaşma başarının ön koşuludur. CHP, tüm kurul ve organlarıyla diri, canlı ve güçlü olmak zorundadır. Partimizde karar alma ve aday belirleme süreçleri neredeyse tamamen merkezileşmiş, üye ve örgüt yapısının sağlıksız olduğu iddia edilerek önseçim terk edilmiş, parti kararları çok büyük ölçüde atanmış danışmanların yönlendirmesi ile belirlenmektedir.
“3 dönem sınırı getirilecek”
Ülkede anayasasızlaştırmaya itiraz eden bir parti örgütü, kendi içindeki tabi olduğu tüzükten mahrum bırakılması girişimleri asla hak edilmemektedir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin iyi yönetilmesine her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulmaktadır. Bu amaçla; kapsamlı bir üye reformu gerçekleştirilecek, üyelerin genel başkan seçimi dahil olmak üzere tüm süreçlere katılımı sağlanacaktır. Milletvekili, belediye başkanı ve meclis üyeleri adaylarının belirlenmesinde önseçim yöntemi esas alınacak, yeniden aday gösterilecek yerel yöneticiler için ise halkın memnuniyetini ölçen objektif kriterler gözetilecektir. Genel merkez yöneticileri, milletvekilleri, belediye başkanları ve meclis üyeleri için 3 dönem sınırı getirilecektir. Genç ve engellilerin parti organlarında ve aday listelerindeki temsiliyetinin artırılması sağlanacak, kadınlar için eşit temsil benimsenecektir.
“CHP Genel Başkanlığı’na adaylığımı ilan ediyorum”
Ülkemizin ve çocuklarımızın hak ettiği bir gelecek için; kurum ve kurallarıyla çalışan demokrasiyi partimizde ve ülkemizde egemen kılmak için; gençleri partimizin merkezine almak, partiyi gençliğin çekim merkezi yapmak için; kadınların etkin olacağı parti yapısı ve siyaset tarzını güvence altına almak için; emeğin sömürülmesini engellemek için; tüm öğrencilerin laik ve bilimsel eğitime erişim hakkını tesis edebilmek, cemaat, tarikat yurtlarında başka Enes Karaların canlarına kıymaması için; sağlık hizmetlerinden herkesin eşit, ayrımsız ve ücretsiz yararlanabileceği bir Türkiye için; başka Soma’lar, başka Ermenekler, başka Amasra’lar, başka Hendek’ler, başka Çorlu’lar, başka Afyon’lar yaşanmaması için; parti içi iktidarı kazanmak için değil, CHP’yi, Atatürk’ün partisini iktidar yapabilmek için Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığına adaylığımı ilan ediyorum.
Özel, soruları yanıtladı
Özel, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı. Kurultay sürecine ilişkin yöneltilen soruya Özel, şu yanıtını verdi:
"Bundan önce iki il kongremiz yapılmıştı. Yarından itibaren ilan edilan takvim dahilinde yoğun olarak il kongrelerimiz yapılacak. Hep birlikte il kongrelerimizi takip edeceğiz. Özgür Özel nerede? Özgür Özel'in kadroları nerede dediğinizde, halkın yanındayız. 50 gün boyunca partimizin bize ihtiyaç duyduğu her süreçte anlımızın bir damla terini nasıl sakınmadıysak ve son damlasına kadar nasıl akıttıysak öyle akıtmaya, öyle çalışmaya devam edeceğiz. Grup Başkanlığı, CHP tarihinde ilk grup başkanıyım. Ben CHP'nin Genel Başkan olmayan ilk Grup Başkanı, sayın Genel Başkanımız da bu süreçte milletvekili olmayan ilk Genel Başkanı. Bu süreci birlikte deneyimliyoruz. Şu anda kurultay kararı alınmış belirlenmiş değil, bundan sonraki süreçte ekibimiz, arkadaşlarımız ve grubumuzla birlikte bu değerlendirmeyi yapacağız ancak sayın Genel Başkanımızla ilk görüşmeden son görüşmeye kadar bu konuda bir talebi olmadı. Resmi kurultay kararı alındığı gün tekrar bir değerlendirme yapacağız ve o gün kararımızı sizlerle paylaşacağız" yanıtını verdi.
"İmamoğlu ile bugün herhangi bir görüşmem olmadı"
Özel, "Ekrem İmamoğlu'yla bugün herhangi bir görüşmem olmadı ama sayın Ekrem İmamoğlu'yla partimizdeki herkes gibi açık bir iletişim kanalımız var. Ancak bugün herhangi bir görüşmem olmadı" dedi.
"Engellemeyi, Türkiye'ye demokrasiyi getirmiş olan partime yakıştırmam"
Özel, kurutaya hazırlık süreceğine yönelik yöneltilen soruya; "Engellemeyi, Türkiye'nin en köklü ve Türkiye'ye demokrasiyi getirmiş olan partime yakıştırmam. Biz kurultayın mümkün olduğu en kısa sürede yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü, toplumda ve seçmende çok ciddi travmalar yaratan bir seçim sonucuyla karşı karşıyayız. Bir hesap vermenin, bir hesaplaşmanın yaşanması gerekiyor. Demokrasi de bu sandıkla olur. Eğer siz sandığı seçmenin ya da üyenizin önünden kaçırırsanız, o hesap gelen ilk sandıkta görülür. Yerel seçimde bir büyük başarısızlık yaşamamak, umutsuzluğu umuda çevirmek ve büyük bir moralle cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk seçimlerini kazanmak istiyorsak bir an önce kurultay yapılmalıdır. Bu kurultaya önünmüzdeki 50 günde hazırlanmayı tartışmıyorum. Ben ve arkadaşlarım siyasete girdiğimiz ilk günden beri partileri için çalışan bu partinin evlatlar, bu parti için çalışan evlatlarıyız. Bu partiyi üzerimize görev düştüğü anda yönetmeye ve ayağa kaldırmaya hazırız" yanıtını verdi.
“İmamoğlu da bu partinin bir evladıdır”
Özel, kurultay sonunda genel başkanlığı kaybederse partiden ayrılıp ayrılmayacağına ilişkin sorulan soruya şu yanıtı verdi:
"Özgür Özel kaybederse, partinin neferi olarak çalışmaya devam eder. Özgür Özel, bırakın kaybetmeyi peşinde kovalasanız, onu zorla uzaklaştırmaya çalışsanız baba evinden ayrılmaz. Diğer taraftan çok sayıda milletvekilimiz, parti meclis üyemiz, belediye başkanımızla birlikte sayın Ekrem İmamoğlu'nun da paylaşımını az önce gördüm. Bundan da büyük bir memnuniyet duydum. Tüm CHP'liler gibi Ekrem İmamoğlu da bu partinin bir evladıdır. Onun değişim konusundaki yaklaşımını önemsiyorum. Ben sadece sayın Ekrem İmamoğlu'yla değil bu parti iyi olsun diye seçim gecesi artık bu partinin kadınları, gönül verenleri tülbentini sirkeye basıp başına bağlamasın o tülbentiyle halay çekebilsin diye umudun peşinden yürüyoruz. Bu partiyi birleştireceğiz, bütünleştireceğiz. CHP gibi demokrasiyi içselleştirmiş partiler, rekabetten zayıf düşmezler, yarışlarda bölünmezler aksine buradan güçlerini tahkim ederek, yenilenerek, güçlenerek, gençleşerek ve umut dolarak yollarına devam ederler. Ben böyle bir sürece katkı sağlayacağını değerlendiriyorum. Ben siyasette kameraların önünde üç kez ağladım. Bir tanesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin balkonunda mazbatamızla birlikte İstanbul Büyükşehir'i Tayyip Erdoğan'ın yönettiği ve yönettirdiklerinden teslim almaya gelirken karşımdaki kalabalığın gözyaşları içerisinde el sallamalarına karşılık verirken ağladım.7 yıl boyunca hiç atlamadan takip ettiğim Soma davasının sonunda birileri ölenleri suçlu bulup katilleri serbest bıraktığında and olsun ki hesap soracağız derken ağladım. Bir de sekiz yıldır Grup Başkanvekilliği, 11 yıldır milletvekilliği yaptığım partimde bu benim bu kürsünden son konuşmam, Türkiye'yi yönetmeye hep birlikte gidiyoruz dediğinde hepimizin inandığı liderimiz veda ederken ağladım. Gözümden akan her damla yaş, bu partiye de bu partinin tüm üyelerine de feda olsun. Hiç utanacak bir şey yok.”
"Ben olsam yapmam"
Belediye başkan adaylarıyla ilgili soru üzerine Özel, şu yanıtı verdi:
“Bir Genel Başkanın parti meclisinin yetkisinde olan bir konuda, parti meclisi ki adayların belirleneceği parti meclisi kurultaydan sonra oluşacak. Parti Meclisi'nin yetkisinde olan bir konuda bu kadar kesin bir söz söylemesini yadırgarım. Ben olsam yapmam. Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş için orada yerel yöneticilerin yeniden aday gösterilmesinde mutlak halk memnuniyetine dayalı objektif kriterlerden bahsettik. Bu gün baktığınızda her ikisi de bugüne kadar görülmemiş bir memnuniyetle karşılanıyorlar. Bizim elimizdeki ölçümlerde. O durumda adaylıkları için bir sorun olmaz ama kararı Genel Başkan, o günkü Genel Başkan değil o günkü parti meclisi verecektir."
"Bir kusur varsa partinin yetkili organlarından karar bağlanır"
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun açıklamalarına ilişkin soru üzerine Özel şunları söyledi:
"Sezgin Tanrıkulu meselesi, bir olgu olarak bu toplantının konusu olmamakla beraber, Sezgin Tanrıkulu kendisine bir canlı yayında terörist diyen ve Atatürk'e hakaret ettin diyenlere cevap vermek üzere bir canlı yayına bağlanır. Canlı yayın sırasında kendisine TSK ile ilgili bir soru yönlendirilir. O konuda TSK'ye ilişkin verdiği bir soru önergesine verdiği cevap o kısmıyla alınır ve bir linç kampanyası başlar. Oysa kendisinin bahsettiği AİHM kararı 1980'lerin hepimizin utanç duyduğu ve Kürt sorununu kronikleştiren o utanç döneminde bazı utanç duyulacak bazı TSK mensuplarının helikopterden attıkları köylülere ilişkin bir karardır. Sezgin bey böyle şeyler geçmişte olmuştur. TSK'den şaibeyi kaldırmak için bu sorular sorulmak durumundadır demiştir. Ama genel kayıt yerine sadece TSK bu köylüleri atmadı mı kardeşim kısmı verilmiş ve büyük bir linç kampanyası başlamıştır. Üzücü olan bu kampanyanın bu hale gelmesine bizim ak trollerin, Ak Parti Sözcülerinin hedef göstermesiyle o kısa videoyu izleyerek çanak tutan katkı veren yaklaşımdır. Elbette benim Genel Başkanlığımda da parti milletvekillerinin, partimizin görüşleriyle bağdaşmayan ya da eleştiriye açık ifadeleri olabilir. Gereği de yapılabilir. Ama bu asla bir ak trolün paylaştığı 35 saniyelik videoya paldır küldür onlarla yarışarak tepki vererek değil, işin doğrusu araştırılıp kendi evladımız birinin önüne atılmadan yapılır. Sonra bir kusur varsa partinin yetkili organlarından karar bağlanır. Bizim yaklaşımımız bu şekilde olacaktır.”
Bu süreçte hiçbirimiz kendimizi sorumsuz göremeyiz. Ama kendisini tamamen sorumsuz görüp hiçbir şey olmamış gibi davrananlara itiraz ediyoruz. Sorumluluğumuzu inkar ediyor değil, herkesin sorumluluğunu kabul etmesi gerektiğini savunuyoruz.
Şimdi CHP'nin Genel Başkanlığı'na aday olan birine emanetçi olma yakıştırması herhalde en son söylenebilecek ve en son yakışabilecek şeydir. Bir emanet vardır, o emaneti bugün gururla sayın Kemal Kılıçdaroğlu taşımaktadır. Emanet, Atatürk'ün emanetidir. Nasip olursa üyelerimiz ve delegelerimiz uygun görürlerse o emaneti taşımak, bir siyasetçinin siyasi hayatında taşıyabileceği en büyük gurur ve onur olacaktır. Atatürk'ün emaneti dışında emanet taşımak değil Özgür Özel'e hiçbir CHP üyesine yakışmaz."