Özel Haber: Sümeyye Aksu
Uyum eğitimiyle başlayan yeni eğitim öğretim yılına devlet okulları ve özel okullarda görev yapan 1 milyon 139 bin öğretmen sayısız sorunla girdi. Türkiye’de özel eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerin maaşı büyük oranda ya asgari ücret ya da asgari ücretin biraz üzerinde seyrediyor. Öğretmenlerinin ortalama 15-18 bin lira maaşla, 1 yıllık süreli sözleşmelerle ve yoğun mobbing altına çalışmak zorunda kalıyor. Ayrıca eğitimdeki 4+4+4 uygulaması devlet okullarının sayısını ilerleyen süreç içinde azaltırken, 2014 yılında başlayan özel teşvik, destek ve vergi indirimleriyle özel okulların sayısı arttı.
Öğretmenler birçok açıdan mağdur edildi
Eğitimle uzaktan yakından ilgisi olmayan farklı iş kollarındaki iş insanları, müteahhitler veya tekstilciler gibi parası olanlar bazı ticari hesaplar ile bu sektöre girdiler. Bazı bölgelerde dershanelerin çoğunluğu, fiziki koşulları okula uymadığı halde özel okullara dönüştürüldü. Teşvikin 2018 yılı itibarıyla kaldırılması, uzun süren pandemi dönemi, ortaya çıkan ekonomik krizler, okulların dükkân veya bir inşaat şirketi mantığıyla yönetilmesi sonucu pek çok küçük veya orta ölçekli özel öğretim kurumu kapanmak zorunda kaldı. Eğitim ve öğretim gibi hassas ve sürekliliğinin devam etmesi gereken bir alanda kurumların kapanması, hem eğitim gören öğrencileri hem de kurumun öğretmenlerini ve diğer çalışan personeli birçok açıdan mağdur etti.
Yüz binlerce öğretmen ucuz iş gücü olarak görülüyor
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in 10 Ağustos 2023 tarihli açıklamasına göre, Türkiye’de 12 bin özel okulda 170 bin öğretmen görev yapıyor. Özellikle KPSS sonrası yapılan mülakatlar nedeniyle elenen, ataması yapılmayan yüz binlerce öğretmen, özel okullar için ucuz iş gücü olarak görülüyor. Hayat pahalılığı, geçinememe kaygısı, branşında bilgili ve yetenekli pek çok öğretmeni özel okullarda çalışmaya mecbur ediyor. Bu olumsuzluklar, bu okullarda düşük ücretle, güvencesiz çalışan öğretmenlerinin sorunlarının tartışılmasının gerekli olduğu gerçeğini de ortaya çıkarıyor. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Ankara İl Temsilcisi Ceylan Korkmaz, özel sektörde çalışan öğretmenlerin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi, sosyal ve ekonomik hakları ile ilgili Elips Haber’e açıklamalarda bulundu.
“Eğitim emekçilerinin hepsinin kendi alanında ayrı sorunları var”
Özel sektör öğretmenlerinin sorunlarının tüm sektörü kapsadığını söyleyen Korkmaz, “Temelde problemlerimiz aynı fakat kendi birimlerce ayrı cevaplar da vermemiz gerekiyor. Okulların, rehabilitasyon merkezlerinin, anaokulunda çalışan öğretmenlerin, vakıf üniversitelerinde çalışan eğitim emekçilerinin hepsinin kendi alanında ayrı sorunları da var. Genelleyecek olursak eğer bazı kurs ve okullarda yasal olmayacak şekilde 10 ay üzerinden sözleşmeler yapılabiliyor. Ek ders ve fazla mesai ücretleri ödenmeden uzun yoğun mesailere mahkum bırakılıyor” dedi.
“Pazar mesailerinde çok ciddi bir iş yükü var”
Kursların ve okulların özellikle pazar mesailerinin çok ciddi bir iş yükü olduğuna dikkat çeken Korkmaz, “Günde 12 saat çakıllı derslerle yoğun bir programa maruz bırakılıyor. Ayrıca SGK girişlerinde büro elemanı, eğitim danışmanı hatta kat görevlisi şekilde bile atamalar yapılabiliyor. Rehabilitasyon merkezleri mevzuata uygun olmayacak şekilde gayriresmi ders programlarla süreci yürütebiliyor. Anaokullarına yine yardımcı öğretmen süreciyle ilgili çeşitli kendi içinde sorunları var. O yüzden tüm sektörü farklı birimlerce kapsayan genel sorunlarımız ve her birinin kendi içinde özel sorunları mevcuttur. Milli Eğitim takvimine uygulanan tatil hakkından çoğu öğretmen yok sayılıyor. Onun dışında kadın öğretmenlerle ilgili süreçte ise sözleşmenin yenilenmemesi ile ilgili ciddi güvencesizlik sorunları ortaya çıkıyor” diye konuştu.
“Asgarinin altına isyan, asgari ücreti ret ve taban maaş söylemiyle etkinlik yaptık”
Özel sektörde çalışan öğretmenlerin asgari ücret altında maaş aldıkları iddialarını değerlendiren Korkmaz, sözlerini şöyle sürdürdü;
“Asgari ücretin ilk çok yüksek artışıyla birlikte aslında ciddi anlamda bir fark oluştu. Bizim genelde nisan, mayıs gibi sözleşmeler yapılır. Dolayısıyla ocak zammı sözleşme maaşını etkilemez üzerinden bir söylem üreten patronlar asgari ücretin altında maaş verebiliriz şeklinde ciddi bir tavır aldılar. Birçok öğretmenimize asgari ücret yatırıp üzerlerine elden geri istediler. Asgarinin altına isyan, asgari ücreti ret ve taban maaş hemen söylemiyle çok sayıda etkinlik yaptık. Kurumlara bu konuda uyarılarda bulunduk. Hukuki yollara başvurduk”
“Meslek Kanunu’nda özel sektör öğretmenlerin adı bile geçmiyor”
Öğretmenlik Meslek Kanunu içerisinde Özel Sektör öğretmenlerine ilişkin bir maddenin bulunmamasıyla ilgili Korkmaz, “Aslında Öğretmenlik Meslek Kanunu'yla ilgili çalışmalar zaten ayrıca ilerletilmişti. Eğitim toplumun en önemli alanlarından birisi olmasına rağmen Milli Eğitim Bakanlığı’nda (MEB) çoğu öğretmenin atamasının yapılmaması, bir kısım öğretmenin kayıt dışı olmasıyla birlikte yaklaşık 400 bine yakın kayıtlı kayıtsız çalışanın bulunduğu bir alandan bahsediyoruz. Bu meslek grubunun Meslek Kanunu’nda adının geçmemesi bakanlığa yakışır bir tutum değildi” ifadelerini kullandı.
“Biz kimin öğretmenleriyiz etkinliğiyle kamuoyu oluşturduk”
Kamu sendikalarıyla birlikte bir baskı oluşturduklarını dile getiren Korkmaz, “Bu sefer baş öğretmen, uzman öğretmenlik süreçleri, özel sektör öğretmenlerine de tanındı. Öğretmenlerin kariyer basamakları dışında birçok sorunları varken, bu Meslek Kanunu’nun kabul edilebilir bir tarafı yoktu. Bakanın, sınavla alınan öğretmenlerin kendi öğretmeni olduğunu, özel sektör öğretmenlerini tanımayacak şekilde ayrıştırıcı bir dil kullanması, bakanlık makamına uygun bir tavır değildi. Öğretmen sendikası olarak, kamuoyu oluşturacak açıklama yaptık ve biz kimin öğretmeniyiz şeklinde soru ile güçlü bir Twitter etkinliği yaptık” değerlendirmesinde bulundu.
“Özel sektör öğretmenleri patronların insafına bırakılmış durumda”
Türkiye Özel Okullar Derneği’nin (TÖZOK) Milli Eğitim Bakanlığı’yla ilişkisine değinen Korkmaz, “Aslında eğitimin ilk özelleştirilmeye başladığı süreçte çok sayıda kamudaki öğretmen istifa edip özel sektörde çalışmaya başlamıştı. Eğitimim özelleştirme politikalarıyla birlikte müteahhitlere, tekstilcilere okulu kar olarak gören, ticarethane olarak gören gruplara okul açmayla ilgili teşvikler başlamıştı. Öğretmenin üzerinden daha fazla kar yapmak isteyen sermaye güçleri bakanlığa baskı yaparak 2014’te ilgili yasayı kaldırılmasını sağlamıştır. Bu tarihsel süreç patronların bakanlık üzerindeki etkisini bize açıklamış oluyor. Bizde öğretmen sendikası olarak, Geçtiğimiz hafta İstanbul da TÖZOK önünde bir açıklama yapmak istedik. Öğretmenler olarak geçinemiyoruz, yaşatmak için yaşamak zorundayız demek için tepkimizi ifade etmek istedik. Ancak izin verilmeyerek orantısız güç ile karşılaştık, bu durum kamuoyunda geniş ses getirmiş oldu” dedi.
“Güvencesizliğe karşı hep birlikte öğretmenler olarak karşı duracağız”
Öğretmenleri üyelik süreçlerine davet edeceklerini söyleyen Korkmaz, sözlerini şöyle tamamladı;
“Bu çalışma baskısından birlik olmadan kurtulamayacağız. O yüzden her öğretmen arkadaşımız iş yerindeki arkadaşlarıyla dayanışmayı biraradalığı güçlendirirse, il çalışmalarına destek olacaktır ve il çalışmaları genel çalışmayı şekillendirecektir. Sendikamız 1 Ekim Pazar günü, "Taban Maaş" hakkımız için dayanışmayla tüm meslektaşlarımızı TBMM’nin önüne çağırıyor. Taban maaş hakkımızı alacağız, güvencesizliği durduracağız”