ABD ve Çin ekonomileri, farklı nedenlerle piyasalarda risk algısını artırmayı sürdürüyor.

ABD'de açıklanan makroekonomik veriler ekonomik aktivitenin beklentilerin üzerinde güçlü kaldığına işaret ederken, bu durum Amerikan Merkez Bankası'nın (FED) nihai politika faizini nerede belirleyeceğine ilişkin soru işaretlerini yükseltiyor.

FED'in sonraki ay yüzde 90 olasılıkla politika faizinde değişikliğe gitmeyeceği fiyatlamaları güçlü kalmayı sürdürse de 2023'ün geri kalanında hangi adımları atacağı belirsizliğini koruyor.

FED'in politika faizini 22 yılın en yüksek seviyesine çıkarmasına karşın açıklanan verilerden alınan sinyallerin ekonominin hala sıcak olduğu işareti vermesi varlık fiyatlarını etkilemeyi sürdürüyor.

Bir önceki gün ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,3290 ile son 16 yılın zirvesine ulaşırken, enflasyon endeksli 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 1,95 ile 2008 tarihinden bu güne en yüksek seviyeye ulaştı.

Bahsedilen fiyatlamalar altının ons fiyatını baskılamayı sürdürürken, hisse senedi piyasalarında satışların derinleşmesine yol açtı.

Teknoloji şirketlerinin yükselen reel getirilerden dolayı gerileme eğilimine öncülük ettiği görülürken, ABD'de ekonominin güçlü duruşu petrol ve bakır fiyatlarındaki gerileyişi tersine çevirdi. Bir önceki gün Brent petrolün varili yüzde 0,6, bakırın libresi ise yüzde 1,1 arttı.

Bahsedilen gelişmelerle bir önceki gün New York borsasında Dow Jones endeksi yüzde 0,84, S&P 500 endeksi yüzde 0,77 ve Nasdaq endeksi yüzde 1,17 azaldı. ABD'de endeks vadeli kontratlar, yeni güne ise karışık seyirle başladı.

Avrupa borsalarında satış ağırlıklı bir seyir öne çıkarken, bugün gözler Euro Bölgesi'nde açıklanacak enflasyon verilerine çevrildi.

Bölgede enflasyonun hala hedeflenen seviyelerin çok üzerinde olmasına karşın ekonomik aktiviteye yönelik endişeler ve bölgenin en önemli ticaret ortağı olan Çin'e yönelik olumsuz haber akışı risk algısını desteklemeyi sürdürüyor.

Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) "şahin" adımlarına ara vereceğine dair beklentiler güç kaybetmeye devam ederken, ECB'nin sonraki ay politika faizini yüzde 60 olasılıkla 25 baz puan artıracağı bekleniyor. Dünkü fiyatlamalarda faiz artırım olasılığı yüzde 50 seviyesinde gerçekleşmişti.

Bir önceki gün İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,63, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,94, İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 1,03 ve Almanya'da DAX 40 endeksi yüzde 0,71 değer kaybına uğradı.

Asya piyasalarında satış baskısı haftanın son işlem gününde etkili olurken, Çinli yetkililerin piyasaları sakinleştirici açıklamaları etkili olmuyor.

Çin'de yükselen risk algısı dolar/yuan paritesini son bir yılın zirvesine taşırken, yuandaki değer kaybını önlemek için Çin Merkez Bankası'nın (PBoC) kamu bankaları aracılığıyla tarihindeki en güçlü müdahaleyi yapmış olabileceği belirtiliyor.

Çin'de gayrimenkul sektöründe baş gösteren sıkıntıların ekonominin diğer alanlarına sıçrayabileceği olasılığı piyasalarda yakından takip ediliyor.

Japonya'da açıklanan verilere göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) temmuzda yüzde 3,3 yükselerek beklentilere paralel kaydedildi.

Kapanışa yakın Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,6, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 1,5, Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,4 ve Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 0,6 değer kaybına uğradı.

Yurt içinde alış ağırlıklı seyreden Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, yüzde 1,33 değerlenerek günü 7.764,47 puandan tamamlayarak kapanış rekoru kırdı.

Dolar/TL, bir önceki günkü kapanışın yüzde 0,1 üzerinde 27,1021'den tamamlamasından sonra bugün bankalararası piyasanın açılışında 27,1060 seviyesinden işlem görüyor.

Analistler, BIST 100 endeksinde 7.850 ve 8.000 seviyelerinin direnç, 7.700 ve 7.600 puanın destek seviyesinde olduğunu belirtti.

Editör: Deniz Dalgıç