Halk arasında en çok korkulan hastalıklardan birisi olan kuduz hastalığı, belirtileri ve tedavisi çok önemli olan ölümcül bir hastalıktır. Peki Kuduz hastalığı nedir? Kuduz hastalığının belirtileri nelerdir? Kuduz hastalığının tedavisi var mı? Sizler için derledik…
Kuduz hastalığı nedir?
Kuduz hastalığı, hayvanlardan insanlara geçebilen zoonotik bir hastalıktır. Viral bir hastalık olan kuduz, memeli hayvanların sinir sistemlerini etkileyerek ölüme neden olabilir. Enfekte olan bir hayvanın ısırığı ile bulaşan kuduz virüsü, birkaç hafta içerisinde belirti gösterebildiği gibi birkaç ay içerisinde de semptomlara neden olabilir. Bu durum kuduz virüsü kapma riski olması halinde kişilerin derhal bir sağlık kuruluşan başvurmasını gerektirir. Erken teşhis ile tedavi edilebilen bir hastalık olup tedavinin gecikmesi halinde ise ölümcüldür.
Kuduz hastalığı ile ilgili merak edilen sorulardan biri “kuduz hastalığı nasıl bulaşır?” sorusudur. Halk arasında özellikle sokak hayvanlarından bulaşma endişesi duyulan kuduz hastalığı, genellikle enfekte olan köpeğin ısırığı veya çiziği ile bulaşır. Dünya üzerindeki kuduz vakalarının %99’u enfekte köpeklerin ısırığı nedeniyle görülür. Genellikle, sokak köpekleri tarafından ısırılma veya çizilme vakalarının sonucunda görülür. Köpeklerin düzenli olarak aşılanması ile kuduz virüsü taşıma risklerinin önüne geçilebilir. Ancak aşılı olmayan köpeklerin kuduz virüsü bulaştırma riski yükselir. Köpeklerin yanı sıra; yarasa, rakun, çakal, kokarca ve tilki gibi hayvanların ısırığı ile de kuduz bulaşabilir. Memeli kemirgenlerde de nadir de olsa kuduz virüsü bulunabilir.
Kuduz hastalığının belirtileri nelerdir?
Kuduz hastalığı, virüsün konakçıya bulunduğu evreye göre farklı belirtiler açığa çıkarır. Beş farklı aşamada gelişen hastalığın evrelerinin ilerlemesi ile ciddiyeti artan semptomlar gözlemlenir. Bu aşamalar şunlardır:
Kuluçka dönemi: Kuluçka dönemi, semptom gözlemlenmeyen bir aşamadır. Virüsün vücuda giriş şekli ve viral partikül sayısına bağlı olarak 1 hafta ila 1 yıl arasında gelişebilen bir süreçtir. Isırığın beyin ile arasındaki mesafeye bağlı olarak kuluçka süresinin değiştiği bilinir. Semptomların açığa çıkması ile birlikte kuduz hastalığının ölüm riskinin arttığı gerçeğinin bilinmesi önemlidir.
Prodromal dönem: Prodromal dönemde hastada grip belirtilerine benzer şikâyetler gözlemlenir. Bu evrede 38 derece üstü ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı ve öksürük, mide bulantısı, kusma, yorgunluk, ısırılan bölgede rahatsızlık hissi ve anksiyete belirtileri görülür.
Akut nörolojik dönem: Virüsün beyin yapısını ve sinirleri etkilemeye başladığı dönemdir. Kişilerde çeşitli nörolojik semptomlar gelişmeye başlar. Bu semptomlar arasında; saldırganlık, kısmi felç, kontrolsüz kas seğirmesi, boyun kaslarında sertleşme, ağızda köpürme, nefes almada zorluk, kasılmalar, fotofobi (ışık korkusu), halüsinasyonlar, uykusuzluk, sürekli kabus görme ve kalıcı ereksiyon yer alır.
Koma evresi: Nörolojik dönemin ardından kişiler komaya girer. Koma aşaması genellikle üç gün kadar sürmekte olup bu evre ardından hastanın ölümü gerçekleşir. Koma evresinde hasta tedaviye yanıt veremez.
Kuduz hastalığının tedavisi var mı?
Sahipsiz veya kuduz aşısı olmayan, şüpheli bir hayvan tarafından ısırılma, çizilme veya hayvanın açık yarayı yalaması halinde bir sağlık kuruluşuna danışılması kuduz hastalığından korunmak için alınması gereken en büyük önlemdir. Kuduz hastalığı tedavisinde doğru ve erken teşhis hayat kurtarıcı niteliktedir.
Kuduz hastalığına yakalanmak için enfekte bir hayvan tarafından ısırılmak, çizilmek veya kişinin açık yarasının hayvan tarafından yalanması gerekir. Hayvanın kuduz olduğundan emin olunmaması halinde hasta doktoru tarafından çeşitli testlere tabi tutulur. Antikor değerlerini görmek üzere çeşitli laboratuvar testleri uygulanır. Ancak kuluçka döneminde kan değerlerinde değişim gözlemlenmeyebilir. Cilt biyopsisi yapılarak da kuduz teşhisi konulabilir. Ancak bu uygulama da kesin sonuç vermeyebilir. Kişilerin kuduz virüsü aldığına dair teşhis konulması sırasında veya kişilerin semptom göstermeye başlaması halinde tedavi için geç kalınmış olabilir. Bundan dolayı şüpheli bir olay ardından profilaktik tedaviye başlanması önerilir.