Özel Haber: Halide Tonga
Hindistan'daki G20 Zirvesi bugün başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da zirveye katılmak için dün Hindistan’a geldi. Fakat bu sene G20 Zirvesi’nde işler karışık. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, G20 liderler zirvelerinin yıllık düzenli gerçekleştirildiği 2008'den bu yana toplantılara bizzat katılmayan ilk Çin Devlet Başkanı oldu. Ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de zirveye katılmayacak.
Putin'in G20 Liderler Zirvesi'ne katılmama nedeni açıklanmadı. Putin, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (ICC) hakkında savaş suçları soruşturması kapsamında verdiği yakalama kararı gerekçesiyle, Güney Afrika'nın Johannesburg kentinde 24 Ağustos'ta düzenlenen BRICS zirvesine de video konferans aracılığıyla katılmıştı.
Çin, G20’ye karşı BRICS’i alternatif görüyor
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in yerine zirvede ülkesini Başbakan Li Çiang'ın temsil edeceği açıklandı. G20 Zirvesi, küresel ekonomik ve finansal işbirliği için önemli bir forum iken Çin’in bu kararının ardında, Hindistan ve ABD ile süregelen sorunların yanı sıra Pekin'in genişleyen BRICS'i, Batı öncülüğündeki G20 ve G7'ye karşı alternatif olarak konumlandırmak istediği yorumları gündeme geldi.
Öte yandan, 22-24 Ağustos'ta Güney Afrika'nın Johannesburg kentinde düzenlenen BRICS Zirvesi'nde Çin'in savunduğu genişleme politikasıyla, Suudi Arabistan, Arjantin, Birleşik Arap Emirlikleri, İran, Mısır ve Etiyopya'nın olduğu 6 yeni üye topluluğa davet edilmişti. Ayrıca, BRICS'in 2030'da küresel hasılanın yüzde 50'sine ulaşması öngörülüyor.
BRICS’in genişleme kararının ardından Çin’in G20 Zirvesi’ne Devlet Başkanı Cinping ile katılmama kararı alması “Hindistan’ın ev sahipliğini mi baltalamak istiyor?” sorusunu da akla getirdi.
G20, gelişmekte olan ülkelerin küresel yönetimde sesini duyurduğu önemli bir forum işlevi görmeye devam ederken Çin’in tavrını Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Ekonomi alanı araştırmacısı Oğuzhan Demirdöğen, Elipshaber’e değerlendirdi.
Çin Devlet Başkanı Cinping’in katılmaması güçlü siyasi ve ekonomik mesajlar içeriyor
Şi’nin G-20 toplantısına katılmaması ile Hindistan’a yönelik bir üstünlük kurması ve ABD’nin hâkimiyetine karşı bir siyasi mesaj verilmesi amaçlandığını ifade eden Demirdöğen şöyle konuştu:
“G20, 2008'deki uluslararası mali kriz sırasında liderler düzeyinde ortaya çıkmış ve dünyanın en büyük ekonomilerinin bir araya gelerek gelecekle ilgili ortak bir projeksiyon çizebilmeleri için önemli bir platform olmuştur. Her yıl düzenlenen G20 toplantılarında küresel siyaset ve ekonominin dinamikleri şekillenmekte, küresel sorun ve zorluklara stratejik çözümler aranmaktadır. Çin Devlet Başkanı Şi Jinping, 2021'de Kovid-19 salgını hala zirvedeyken Çin hükümetinin katı "Sıfır Kovid politikası" nedenli toplantıya katılım sağlamamasının ardından ikinci kez G20 zirvesine katılmamış olacaktır. Şi’nin pandemi döneminde Çin’in sıkı önlemleri nedeniyle toplantıya çevrimiçi katılmasından açıkça herhangi siyasi bir anlam çıkarılmamış olsa da G20'nin dünyanın en önemli ekonomik forumu olarak değerlendirilmesi göz önüne alındığında bu kez katılmamasının güçlü siyasi ve ekonomik mesajlar içerdiğini söyleyebiliriz. Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi konumundaki Çin’in lideri Şi Jinping’in dünyanın en önemli ekonomik forumunun toplantısına katılmayacak olması birkaç önemli anlam taşımaktadır.
Özellikle Şi’nin 22-24 Ağustos tarihlerinde Güney Afrika’nın ev sahipliğinde düzenlenen BRICS’in 15. Zirvesi’ne katılımının ardından G20 toplantısına katılmaması dikkat çekmektedir. BRICS, her ne kadar katılımcıları tarafından böyle lanse edilmese de G20 ve G7 gibi batı liderliğindeki gruplara alternatif olarak 2009’da kurulan ve başlangıçta finans, kalkınma ve ticari iş birliği konularını içeren bir blok olarak hayata geçirilmiştir. Şi, öncelikle batı-orijinli bir uluslararası düzenden bilinçli bir şekilde kaçındığını açıkça ifade etmeye başlamıştır. Şi’nin G-20 toplantısına katılmaması ile Hindistan’a yönelik bir üstünlük kurması ve ABD’nin hâkimiyetine karşı bir siyasi mesaj verilmesi amaçlanıyor diyebiliriz. Aynı zamanda Şi'nin BRICS zirvesine katılmasına rağmen bunun hemen sonrasındaki Batı eksenli G20 toplantısına katılmaması, Şi'nin "Doğu yükseliyor, Batı geriliyor" söyleminin somut bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Son dönemde BRICS içerisindeki Çin-Brezilya-Hindistan ideolojik gerginlikleri de hesaba katıldığında, Şi’nin ilgili kararı bu açıdan anlamlı hale gelebilir.”
Çin sayesinde G20’nin etkinliği ve alacağı kararların gücü bir anlamda kırılmaktadır
Rusya-Ukrayna savaş paragrafları üzerinde bir fikir birliğine varılamadığını ve bölünmeler yaşandığını ifade eden Demirdöğen sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ayrıca bu durum, zirveye kendisi de katılmayacak olan Rusya Devlet Başkanı Putin'le dayanışmasının bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Putin de G20’ye, Şubat 2022'den beri devam eden Ukrayna savaşı nedeniyle üst üste iki yıldır katılım sağlamamış olacaktır. Yani Putin, Kasım 2022'deki Bali zirvesinin ardından Delhi'deki zirveye de katılmayacaktır. Hindistan'ın G20 Başkanlığını üstlendiği geçen yılın aralık ayından itibaren bakanlar ve çalışma grubu düzeyindeki tüm toplantılar Rusya-Ukrayna savaşını ele alan tek bir konu üzerinde bölünmüştür. Rusya ve Çin, Bali Deklarasyonuna itiraz ederken G7 grubunun başını çektiği Batı, Bali deklarasyonunu yinelemenin yollarını aramıştır. Bu durum G20 gruplandırmasını bölmüş ve kutuplaştırmıştır ve Rusya-Ukrayna savaş paragrafları üzerinde bir fikir birliğine varılamamıştır. Böylece Çin sayesinde G20’nin etkinliği ve alacağı kararların gücü bir anlamda kırılmaktadır.”
Çin, Hindistan’ın ekonomik gelişmesinden rahatsız
Çin, ekonomisinin yavaşladığına dair beklentileri kabul etmiş gibi görünmek istemiyor. Çin’in kendi ekonomisi ile ilgili yavaşlama göstergelerini kabul ettiğini göstermek istememesini ve güney komşusu Hindistan’ın gelişmesini istemediğini belirten Demirdöğen,
“Öte yandan dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin, bu yılki büyüme tahminleri yüzde 4,9’dan yüzde 4,5’e doğru aşağı yönlü revize edilirken ekonomisinin yavaşladığına dair beklentileri kabul etmiş gibi görünmek istememektedir. Bununla birlikte Çin’in güney komşusu konumundaki dünyanın büyük ekonomileri arasında yer alan ve en hızlı büyüyen ülkelerinden biri olan Hindistan’ın nüfuzunun genişlemesini istemediği düşünülmektedir.” dedi.
Zirvede Şi'nin yer almaması, ikili ilişkilerdeki sorunların da bir yansıması
Çin ile Hindistan arasında 2020 yılında meydana gelen çatışmadan beri gerginlik olduğunu hatırlatan ve Çin’in BRICS’e daha fazla önem verdiğini vurgulayan Demirdöğen sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Moody’s Derecelendirme Kuruluşu da 1 Eylül’de Hindistan’ın bu yılki büyüme beklentisini yüzde 5,5’ten yüzde 6,7’e yükseltmiştir. İki ülke arasındaki hem bölgesel hem de küresel çaptaki ekonomik rekabetin dışında Hindistan ile Çin arasındaki bağlar, Haziran 2020'de her iki taraftan askerlerin tartışmalı Himalaya sınırında ölümle sonuçlanan çatışmadan beri gergin ilerlemektedir. İki ülke arasındaki ilişkilerin gergin seyrettiği döneme denk gelen G20 zirvesinde Şi'nin yer almaması, ikili ilişkilerdeki sorunların da bir yansıması olarak algılanmaktadır. Ancak böyle bir konjonktürde yine Hindistan’ın da yer aldığı BRICS’e katılıp da G20’ye katılmaması Şi’nin BRICS’e daha fazla önem verdiğinin göstergesi niteliğindedir.”