Yaşadığı migren hastalığını sanatına yansıtan Aktaş, hastalığını 18 ayrı cam pleksiye işledi. Aktaş, migren atağının aşama aşama ilerlemesini göz önünde bulundurarak, tek sayfaya çizdiği resmi 18 ayrı parçaya bölüp, dijital baskı yöntemiyle 30x30 santimetre cam pleksiye aktardı.

Migren hastalığını resim sanatıyla ifade etmeye çalıştığını ifade eden Aktaş, "Sanatın beynimizle ciddi bir bağı vardır. Bu bağa dair ortaya çıkan sonuçlar her sanatçıda başka başkadır ve her sanatçı değişik teknik ve üslupla bu bağı dışa vurmuştur.
Projenin amacının beyinle sanat arasındaki görünmeyen bağı görünür kılmak olduğunu ifade eden Aktaş, "Migren, şiddeti artan oranla ilerleyen bir ağrı çeşidi olduğundan plakalara aktardığım çizimlerin ve baskıların yoğunluk derecesi de aynı şekilde artan orada ilerleyip orta noktada en şiddetli vurgulamalarla kendini gösterdi.

Dış dünyada rastlanamayan ve herkesten farklı olarak görülen yoğun ışık patlamalarını, sıkışmış kılcal damarları, yaşanan o karanlık dünya boşluğunu, kaosun ve nörolojik bozukluğun resim sanatı aracılığıyla nasıl teşhir edildiğini, görünmeyenin nasıl görünür kılındığını ve migren gibi kötü bir hastalığın eser üretmede yaratıcılığı nasıl etkilediğini göstermeye çalıştım.
Düşünsel yön olarak da genel geçerlilikte hastalık olarak görülen bir olgunun, doğru tanımlanması, yönlendirilmesi ve yönetilebilmesi durumunda; hem migren ağrılarının aslında toplumsal korkulara sebep olan, ızdırap, acı ya da ajite durumlarını önlemesi, hem de sanatsal açıdan ortaya çıkaracağı paha biçilemez eserler yaratması açısından, sanata ve topluma sağlanan en büyük fayda olarak tanımlanabilir" dedi.