Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Erzurum 8. Olağan İl Kongresinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Baas rejiminin 61 yıllık katliamın ardından tarihe karıştığını belirterek, “Suriye'de kelimenin tam anlamıyla bir halk devrimi gerçekleşti” dedi.
Erdoğan, "Etrafımızdaki yangının ülkemize sıçramasına asla müsaade etmedik" diye konuştu.
Konuşmasının bir bölümünde ana muhalefeti eleştiren Erdoğan, “AK Parti kaybetsin, AK Parti ve Cumhur İttifakı yıpransın da gerekirse Türkiye batsın diyecek kadar muvazeneyi yitirmiş vaziyetteler. Cehalet adeta paçalarından akıyor” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, Özgür Özel’e, “CHP yönetiminin Baas diktatörlüğüne bu kadar sempati beslemesinin nedeni nedir? Baas düşünce CHP de mi kaybetmiş oldu. Bunu açıkla” sorusunu sordu.
"Erzurum bizim milli değerimizdir"
Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
Erzurum bizim milli değerimizdir. Erzurum’un irtifa kaybına gönlümüz razı gelmez. Gençler, Erzurum’u aynı şekilde dünyaya açmamız, tanıtmamız lazım.
Gayretlerimiz neticesinde Erzurum, Ekonomik İş Birliği tarafından 2025 yılı turizm başkenti olarak seçildi.
20 bin kişilik stadyumu programa aldık, hazırlıkları tamamladık. İnşallah yakında yapımına başlayacağız.
Bizde, “Laf ola beri gele” yok, icraat var.
"Etrafımızdaki yangının ülkemize sıçramasına asla müsaade etmeyeceğiz"
Dünyamız ve bölgemiz son dönemde gerçekten sancılı günler yaşıyor. Küresel sistem, son 70-80 yılın en ciddi krizlerinden biriyle karşı karşıya.
Türkiye’nin etrafında çok kritik hadiseler vuku buluyor. Rusya- Ukrayna savaşı önümüzdeki Şubatta dördüncü yılına girecek.
İsrail’in Gazze’ye yönelik katliamları başlayalı 440 gün oldu. 50 bin Filistinli kardeşimiz bu saldırılarda şehit edildi. 110 bin yaralı var.
Ateşkese rağmen, İsrail Lübnan’ı taciz etmeye devam ediyor.
Elbette tüm bu olaylardan, savaştan, krizlerden ülkemiz de etkileniyor.
Dik duracağız ama eğilmeyeceğiz!
"Türkiye’yi hiç olmadığı kadar huzurlu, müreffeh ve güzel günler bekliyor"
Türkiye, bu kargaşanın ortasında bir istikrar adası olarak takdir topluyor, bölgenin kilit ülkesi kimliğiyle öne çıkıyor. Etrafımızdaki yangının ülkemize sıçramasına asla müsaade etmeyeceğiz.
Bakınız sadece depremin, Türkiye ekonomisine faturası ne biliyor musunuz? 104 milyar dolar. Diğer krizlerin ve çatışmaların da ekonomimize bazı olumsuz etkileri oldu.
Bazı güçlüklerimiz olsa da Türkiye’yi hiç olmadığı kadar huzurlu, müreffeh ve güzel günler bekliyor.
Türkiye Yüzyılının parlak güçlerini hep birlikte idrak edeceğiz.
Erdoğan'dan CHP'ye: Cehalet adeta paçalarından akıyor
Ülkemizde başını muhalefetin çektiği bir kesim talihi sorunları büyüterek, dönemsel sıkıntıları abartarak millete sürekli karamsarlık aşılıyor. Milletle aynı yöne bakmak, aynı sevinci paylaşmak, aynı yolda yürümek yerine, rüzgar gülü misali, yel nerden eserse yönlerini oraya dönüyorlar. Bunlardan bir şey olmaz!
Öyle bir ruh hali içerisindeler ki milletin kazanmasına tahammülleri yok.
AK Parti kaybetsin, AK Parti ve Cumhur İttifakı yıpransın da gerekirse Türkiye batsın diyecek kadar muvazeneyi yitirmiş vaziyetteler. Cehalet adeta paçalarından akıyor.
"Suriye’de halk devrimi gerçekleşti"
Geçtiğimiz günlerde komşumuz Suriye’de kelimenin tam anlamıyla bir halk devrimi gerçekleşti.
61 yıllık zulmün baskının, katliamın ve karanlığım ardından Baas rejmi artık tamamen tarihe kavuştu.
13 yıl sonra Suriyeli kardeşlerim, ilk defa geleceklerine umutla bakıyor.
Suriyeli kardeşlerimizin zaferimi gölgelemek, bu önemli başarıya çamur atmak adına akla ziyan komplo teorileri üretiyorlar.
Diplomasi, tıpkı siyaset gibi ince bir sanattır. Diplomasi, birkaç hamle sonrasının değil 10 hamle sonrasını hesaplamak gerekir.
Allah’a hamdolsun 22 yıl boyunca, milletimizin başını yere eğdirmedik. Her zaman bin düşündük ama bir söyledik.
Muhalefetin eski genel başkanı gibi ülke ülke dolaşıp, Türkiye’yi şikayet edenlerden, kendi ülkesini yabancılara kötüleyenlerden asla olmadık.
Şunu büyük bir memnuniyetle söylemek isterim; Dadaşlardan aldığımız güçle her türlü uluslararası meselede, adaletten yana haktan yana, insani değerlerden ve haktan yana tavır takındık.
Bundan 13 yıl önce ülkelerindeki çatışma ve terörden kaçan Suriyeli muhacirlere gönlümüzün ve ülkemizin kapılarını açtık.
Muhalefet bunu anlayamadı ve anlayamaz!
Kimi gazeteciler, kimi medya mensupları bunu anlayamadı.
4 milyon Suriyeli kardeşimizi biz bu topraklarda misafir ettik. Ama CHP, ana muhalefet hep birlikte ne dediler? “Biz sizi gelir gelmez tekrar Suriye’ye göndereceğiz” Biz ne dedik? “Biz ensarız ve bu muhacir kardeşlerimizi de göndermeyeceğiz” dedik.
"Baas düşünce CHP’nin hayalleri de mi suya düştü?"
CHP eski genel başkanının körüklediği nefret dalgasının asıl gayesinin ne olduğunu bugün daha net görebiliyoruz.
Yere göğe sığdıramadıkları Baas rejiminin karanlık ve çirkin yüzü, hapishane denilen ölüm kamplarında şimdi tek tek ortaya çıkıyor.
Ama bunlara rağmen, ne CHP’nin eski genel başkanı ne de Sayın Özel, Suriye krizi ve sığınmacılar meselesinde bir öz eleştiri yapmıyor. Son ana kadar neden Esad denilen zalimin reklamını yaptıklarını millete izah edemiyorlar.
CHP yönetiminin Baas diktatörlüğüne bu kadar sempati beslemesinin sebebi nedir? Açıkçası, milletimiz gibi biz de merak ediyor.
Ne oldu? Baas düşünce CHP’nin hayalleri de mi suya düştü?
Baas kaybedince, otomatik olarak CHP’de mi kaybetmiş oldu?
Rahatsızlıkları nedir? Bunu açığa kavuşturmaları gerekmektedir.
Muhalefetin kışkırtmalarına rağmen Suriye krizinde ne kadar isabetli davrandığımızı hamdolsun bugün bir kez daha net görüyoruz. İşte bugün, Şam büyükelçiliğimizi faaliyete geçiriyoruz.
Suriye’nin yeniden imarı ve ayağa kaldırılmasında da tüm kesimlerimizle birlikte yanlarında olacağız.
İşimiz hizmet, gücümüz millet. Polemiğe vaktimiz yok."