Erdoğdu Twitter hesabından paylaştığı yazıda, millet ittifakının cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir ay önce kendisini çağırdığını ve “Ankara’ya geç ve bütün kurumlardan uzmanları çağır. Bir heyet kur ve devletimizin durumunu, ilk ve ivedi işleri ve hasar tespitini çıkar” dediğini söyledi.
‘Her kuruma tarikat personeli’
Erdoğdu, çalışmalar sonucunda ‘vahim tablo’yla karşılaştıklarını söyleyerek, “15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası FETÖ’den boşalan kadroları dolduracak nitelikli kadroları olmadığı için milliyetçi ve Atatürkçü kadrolarla çalışmak zorunda kalmışlar. Ancak bu kadrolara asla güvenmedikleri için her bir kuruma aileden gördükleri tarikat ve cemaatlerden personel yerleştirmişler” dedi.
“Milliyetçi ve Atatürkçü personeli sürekli izliyor”
Mahrem işlerini yerleştirdikleri bu personel eliyle yürüttüklerini dile getiren Erdoğdu, “Bu personel aynı zamanda hiç güvenmedikleri ama çalışmaya mecbur oldukları milliyetçi ve Atatürkçü personeli sürekli izliyor. Şu an devletimizin en mahrem bilgileri bu tarikatların elinde. En güçlü ekip Hakyolcular. Devlet adamlarını en çok rahatsız edense atanan ‘küçük prensler’” ifadelerini kullandı.
“Polisimiz ve askerimiz sürekli bir soruşturma altında”
Yapılan her çalışmayı paylaşamayacağını söyleyen Erdoğdu, “Ancak şu kadarını söyleyeyim. Genelkurmay Başkanlığı’mız, MİT Müsteşarlığı’mız ve Emniyet Genel Müdürlüğü’müzde her kademede el üstünde tutmamız gereken kahramanlar var. Bu kahramanlar siyasi baskılara direnerek ellerinden geldiğince görevlerini yapmaya çalışıyorlar. Zaten devletin güvenliğini bu kadrolar sağlıyor. Devletin düşürüldüğü durumdan çok rahatsızlar. Her fırsatta bu durumu en üst makamlara iletiyorlar. Polisimiz ve askerimiz sürekli bir soruşturma baskısı altında. Maalesef personel arasında ailevi sorunlar, geçim sıkıntısı, borçluluk, psikolojik sorunlar ve intiharlar çok yaygın. Milli güvenliğimizi yakın tehdit altına sokan riskler var” değerlendirmesinde bulundu.
“Vergi ödemeyen şirketler var”
Maliye tarafında çok fazla sorun olduğunu ifade eden Erdoğdu, sözlerini şöyle sürdürdü;
“Vergi toplanma konusunda altyapı kurulmuş. Ancak vergi ödemeyen imtiyazlı şirketler var. Bunlara göz yumulması, vergi inceleme raporları sonuçlarının uygulanmaması, uzlaşma komisyonlarında bazı grupların vergilerinin silinmesi konusunda teknokratlarda büyük rahatsızlık var. MASAK tamamıyla kör edilmiş. Uzmanlar çalıştırılmıyor. MASAK’ın izleme yetkisi sadece siyasi işler için kullanıyor”
“Seçim dolayısıyla Hazine boşaltılmış”
“Hazine’de de tablonun çok ağır olduğunu vurgulayan Erdoğdu, “Kadrolar tarumar edilmiş. Bakan yardımcıları işleri birkaç devşirme danışmanla götürüyor. Teknik kadrolar işlere karıştırılmıyor. Hazine’de gelir yönünden sorun yok vergi gelirleri gayet iyi. Ancak giderlerde, borçlarda ve koşullu yükümlülüklerde korkunç bir artış var. Seçim dolayısıyla Hazine boşaltılmış. Yıllık bütçede öngörülen açığın neredeyse tamamı harcanmış. Sadece BOTAŞ’ın birikmiş görev zararı 300 milyar liranın üzerinde. EYT’den gelecek yük yaklaşık 200 milyar. KKM pimi çekilmiş el bombası gibi bekliyor” dedi.
“Kamu bankaları kara deliğe dönmüş”
Deprem için en az 600 milyar lira ek kaynağa ihtiyacımız var” diyen Erdoğdu sözlerine şöyle devam etti;
“Gelirlerin çoğu garanti ödemelerine gidiyor. Hazinenin nakit parası var gibi görünüyor. Ancak bu mevduat kamu bankalarından çekilemiyor. Çünkü kamu bankaları kara deliğe dönmüş. Hazine parayı çekse faizler zıplıyor. Kamu bankalarıyla ilgili detayları yazamıyorum. Şu kadarını söyleyeyim. Kurda veya faizde bir hareket olursa (ki olmak zorunda) yandık. Hem de ne yandık. Mevcut bütçeyle eylül başını görmemiz mümkün değil. En ağır tablo Merkez Bankası‘nda. Döviz rezervlerimiz -70 milyar dolara kadar inmiş. Üstelik 100 milyar doların üzerinde KKM olmasına rağmen bu rakama ulaşılmış. Şu an zorunlu ithalatımızı karşılayacak kadar dahi dövizimiz kalmamış durumda. Dış ticaret açığımız tarihin en yüksek seviyesinde bir yıl içinde 200 milyar dolar finansman bulmak zorundayız. CDS tarihin en yüksek seviyesinde. Yani tefeci faiziyle borçlanıyoruz. Buna rağmen döviz bulamıyoruz. Şu an döviz satışı ve altın ithalatı fiilen durmuş durumda. Çünkü döviz yok. Merkez Bankası teknik olarak iflas etmiş görüntüsü veriyor. Her an dış borç ödeme krizine girebiliriz”
‘Altı-dokuz ay içerisinde ekonomimiz yıkılacak’
Devletin kalanıyla ilgili bir şey yazmaya gerek görmediğini belirten Erdoğdu, “Devletimizin kolonları çürütülmüş. Sütunları kesilmiş. altı-dokuz ay içerisinde yaşanacak depremle ekonomimiz yıkılacak. Erdoğan ve ekibi milletimizi bu enkazın altında bırakacak. Deprem ne kadar şiddetli yıkım ne kadar büyük olursa baskı ve yıldırma o kadar yüksek olacak. Ama aç bir milleti hiçbir güç bastıramaz. Bu yüzden Erdoğan kazansa dahi beş yıl ülkeyi taşıyamayacak ve erken seçim yapılacak” değerlendirmesinde bulundu.