İleriye yönelik bir müdahale çalışması olarak yapılan araştırma, sürekli glikoz monitörlerine (CGM) dayalı kişisel beslenme uygulamalarının kullanımını destekliyor. CGM’nin kullanıldığı araştırmada, yemeklere verilen tepkiye göre insanları 2 gruba ayırdı. Düşük tepki grubuna kıyasla yüksek tepki grubunda, yemeği takiben uzun süre devam eden glikoz yükselmeleri görüldü. Tepkiler en fazla, öğündeki karbonhidratlı içeriğin yüzde 50’den fazla olduğu durumda görüldü.
“Diyetleri planlarken öğün bazlı yaklaşım benimsemek çok önemli”
Koreli araştırmacılar çalışmayı şu sözlerle özetledi:
“Yaptığımız araştırma, farklı karbonhidrat seviyelerine sahip öğünler için ortalama glikoz hareketinin, bu öğünlerdeki karbonhidrat oranlarına karşılık geldiğini ortaya koydu. Ayrıca, yemek sonrası glisemik tepkisi yüksek olan kişiler de belirlendi. Glisemik değişkenliği ve kontrolü iyileştirmek için, karbonhidrat açısından zengin öğünlere verilen glisemik yanıtı anlamak ve diyetleri planlarken öğün bazlı bir yaklaşım benimsemek çok önemli”
Glikoz kontrolü ve sağlık arasında nasıl bir ilişki var?
Obezite ve tip 2 diyabet gibi çeşitli metabolik hastalıklarda, glikoz seviyelerinde dengesizlikler meydana gelir. Bu bağlamda normal glikoz seviyelerinin korunmasının önemi son yıllarda giderek daha fazla tartışılıyor. Buna ek olarak, yemek sonrası hiperglisemi ( kan şekerinin yüksek olması kalp damar hastalığı riskinde artış ile ilişkilendiriliyor.
Öğün sonrası glikoz tepkileri (PPGR'ler) büyük ölçüde beslenmede alınan karbonhidratlar tarafından belirlenir ve bunların metabolizması vücuttaki hücreler için sabit bir enerji kaynağı sağlamak açısından kritik öneme sahiptir. Bu tür gıdaların glisemik indekslerinin (GI) ölçülmesi, yemek sonrası tepkileri tahmin etmek için uzun süredir kullanılan bir yöntemdir. Ancak öğün bileşiminin bireysel PPGR üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu bilindiğinden, karışık öğünlerle ilgili bazı sınırlamalar vardır.
Glikoz seviyelerini sürekli ölçen CGM'ler, glisemik değişkenliğin doğru bir şekilde değerlendirilmesine olanak sağlamış, önceki çalışmalarda aynı öğünlerin alımını takiben bireyler arası yüksek değişkenliğe dikkat çekilmiştir. Çoğu çalışma belirli diyetlerin glisemik değişkenlik üzerindeki etkisine odaklanırken, bu çalışmada CGM'ler kullanılarak farklı karbonhidrat içeriklerine sahip dört farklı öğün türüne yönelik bireysel PPGR'ler araştırıldı.
Araştırma sonuçları
Çalışmada, öğünlerin karbonhidrat seviyeleri düşürülse dahi glisemik yanıtların iki yanıt grubuna ayrıldığı görüldü. Her bir öğün tipi için yüksek yanıt verenler olarak sınıflandırılan katılımcılarda, düşük yanıt verenlere kıyasla daha uzun bir süre boyunca glikoz sürekli yüksek seyretti.
Yazarlar, bireysel glisemik tepkiyi göz önünde bulundurarak, temel gıdaların düşük GI'li gıdalarla değiştirilmesinin herkes için gerekli olmayabileceğini, yalnızca yüksek tepki verenler olarak tanımlananlar için gerekli olabileceğini öne sürdü, “Herkesin kendi yemek tercihleri olduğundan ve kimse her öğünde aynı yemek türünü yemek istemediğinden, bireyselleştirilmiş diyetlere sahip olmak önemli. Bununla birlikte, bireyselleştirilmiş diyetleri değerlendirirken tek bir gıda maddesine odaklanmak yerine öğün bazlı bir yaklaşım benimsemek de çok önemli” ifadelerini kullandı.