AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı sonrasında açıklamalarda bulundu. Çelik'in konuşmasından satırbaşları şöyle:
"Her toplantımızıın en üstteki maddesi depremle ilgili yaraların sarılma konusudur. Depremzede vatandaşlarımıza yönelik çalışmalarımız her toplantıda konuşuluyor. İnsan hakları, kadın hakları, çocuk hakları savunuculuğu konusunda öne çıkmış uluslararası örgütlerinin Diyarbakır anneleri konusundaki suskunluğunu not etmeye devam ediyoruz. Tabi bu bir suskunluk değil; çifte standart. Demokrasinin korunması açısından terörle mücadelenin güçlü şekilde süreceğidir.
Hükümetlerimiz döneminde hassasiyetle yürüttük. İçişleri Bakanlığımız, Milli Savunma Bakanlığımız ve MİT Başkanlığımızın kararlı mücadelesini kapsamlı bir şekilde sürdürecektir. En son FETÖ ile ilgili yeni birtakım bilgilere ulaşabilecek aşama elde edildi.
DEAŞ ve PKK ile mücadele devam etmektedir. BM'nin 51. maddenin verdiği yetki çerçevesinde biz kendi topraklarımıza bu ülkelerden yapılan saldırıları engellemek için mücadeleyi veriyoruz.
"Enflasyonun tek haneye düştüğü rakamları göreceğiz"
Enflasyonun tek haneye inmesi ve hayat pahalılığı için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Vatandaşlarımız müsterih olsunlar, kiralarla ilgili olarak bize ilettikleri bütün şikayetleri yakından takip ediyoruz. Bu konuda mücadelemizin ivmesini artırarak, etkisini geliştirerek devam ettireceğiz. İş dünyası bütün paydaşlarla birlikte Cumhurbaşkanımız enflasyonun tek haneye inmesi için politikaları hayata geçirmeye devam edecek. Seçimden önce vatandaşlarımıza söylediğimiz gibi, bundan sonra da bu sorunları biz çözeriz dedik. İnşallah enflasyonun tek haneye düştüğü rakamları göreceğiz”
Türkiye Yüzyılı dediğimizde ülkemizin sosyal, siyasal, ekonomik projeyi kapsayan pek çok hedefleri içermektedir. Türkiye bölgesel barışa ve dünya barışına da güçlü bir şekilde katkı vermektedir. NATO ile olan ilişkilerimiz açısından ilkeli bir siyasete devam ediyoruz.
İsveç'in bize iade ettikleri kişiler terörle değil uyuşturucu ile bağlantılı kişiler
NATO terörle mücadeleyi önemsemelidir. Terörle mücadelede hiç kimse çifte standart üretmeye kalkmamalıdır. NATO ülkeleri içerisinde birilerinin tutup da bir başka NATO ülkesine saldıran terör örgütlerine destek vermesi gibi birtakım uygulamalar son bulmalıdır.
En son Çağatay Bey'in ev sahipliğinde İsveç, NATO tarafıyla toplantı gerçekleştirildi. İsveç'in attığı adımlar var,. 'İki PKK'lıyı iade ettik' diyorlar. Bunun güçlü bir şekilde uygulanması gerekiyor. Yasaları ya yargı ifade hürriyeti adı altında yeterli bir uygulama alanına sokmuyor ya da güvenlik güçleri bunu yerine getirmiyor. Kaldı ki, bize iade ettikleri kişiler terörle değil uyuşturucu ile bağlantılı kişiler.
Buna ilkesel standart getirmemiz gerekiyor. NATO üyesi ABD'nin PYD'ye desteği, ortak güvenliğe zarar veren tablo ortaya çıkarmaktadır. Birileri Türkiye'nin savunma ihtiyaçları için gerekli gördüğü savunma araçlarını vermekten imtina ediyorsa, örtülü ya da açık ambargo uygulamaya kalkıyorsa, Türkiye'nin alternatif arayışına girmesini de herhangi bir şekilde eleştirmemelidir.
Kıbrıs konusunun gündeme gelmesi kaçınılmazdır
Türkiye egemen bir devlettir, her halükarda güvenliğini sağlayacak kudrete sahiptir. Amerikan senatörlerin kaprisleriyle Türkiye'nin milli güvenliği ile ilgili adımlarımıza yön vermeyeceğiz. Bu NATO'nun ortak güvenliğini tehlikeye atan siyasi şımarıklıktan öteye giden bir durum değildir.
Özellikle önümüzde NATO zirvesinde Kıbrıs konusunun gündeme gelmesi kaçınılmazdır. En son Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi bundan sonra müzakerenin ortaya çıkabilmesi için KKTC'nin eşitliğinin sağlanması gerekir. Rumlar elde ettikleri bir önceki müzakerede herhangi bir şeyi cebine koyup, sonraki müzakereye geçmek istemişlerdir. Bu sağlıklı bir durum değildir. Rumlarla birtakım tatbikatlar yaparak, onlara silahlı kabiliyetler katarak süreci zehirlemelerinden vazgeçmeleri gerekir.
AB ile ilişkiler devam ediyor, fasılları açıp, bunları tartışmalıyız
Bunların hiçbiri iki eşit halk, iki egemen devlet olduğu gerçeğini değiştiremez. Burada son zamanlarda ABD ve AB'nin yaklaşımlarının hiç de olumlu olmadığını gördük.
AB ile ilişkiler devam ediyor. Fasılları açıp, bunları tartışmalıyız. Biz masada müzakere bile etmeyelim yaklaşım ortaya koydukları zaman oranın siyasi birlik olmaktan çıkıp ideolojik önyargı ile hareket ettiğini gösteriyor. En son Ukrayna-Rusya savaşında gördük ki, Türkiye olmaksızın AB'nin bir açılım yapması, diplomasi yürütmesi mümkün değildir.
Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, vize serbestisi konusunda adım atılabilir. Geleceğe dönük olarak işbirliği mekanizmaları açısından önemli olur.
Cumhurbaşkanımızın Kafkaslarda barış siyasetini yürütmeye devam etmektedir. Orada bir birlik oluşması hatta Ermenistan'ın da bu birliğe ait olmasını sayın Cumhurbaşkanımız sayın Aliyev ile ortak karar olarak ortaya koymuştur.
Ermenistan açıklaması
En son Ermenistan Başbakanı Paşinyan'ın, Cumhurbaşkanlığımızın göreve başlama törenine gelmesi, davet edilmesi buradaki iyi niyeti göstermektedir. Kafkasya'da diyaloğun güçlenmesi yeni istikrar zemininin oluşması bakımından son derece kıymetli olacaktır.
Türkiye ile Suriye arasındaki normalleşme güçlü bir şekilde desteklenmektedir
Haziran'da Astana'da bir toplantı yapılacak. Türkiye, Rusya, İran, Suriye Dışişleri Bakan Yardımcıları katılacak. Biz siyasi süreci desteklemeye devam ediyoruz. 10 Mayıs'ta bir yol haritası hazırlanmıştı. Türkiye ile Suriye arasındaki normalleşme güçlü bir şekilde desteklenmektedir.
Mısır ile normalleşme süreci
Türkiye ile Mısır arasında yürüyen normalleşme önemlidir. Son derece güçlü bir vizyonla yürümektedir. İnşallah yakın dönemde devlet başkanlarımızın bir araya gelmesiyle bu süreç bölge barışı, enerji güvenliği açısından son derece kıymetli sonuçlar doğuracaktır.
Berlusconi'nin ölümü
Berlusconi'nin vefat ettiği haberi gelmişti. Sayın Cumhurbaşkanımız, sayın Dışişleri Bakanımız ve benim cenazeye katılmamızı söylemişlerdi. Biz de o cenazeye katıldık. Bir anıyı sizinle paylaşmak isterim. 3 Kasım seçimlerinde partimiz zaferle çıkmıştı. Türkiye'deki statükonun acımasız mengenesinin siyaset ve demokrasi üzerindeki kıskacı devam ediyordu.
Sayın Cumhurbaşkanımızın üstündeki siyasi yasak kalkmamıştı. Birileri bunu meşrulaştırmaya çalışıyordu. İlk olarak Berlusconi sayın Cumhurbaşkanı aradı 'seçimden birinci çıktınız, meşru bir sonuçtur, seçimin meşru galibi sizsiniz, üzerinizdeki bu yasağı kabul edilemez buluyoruz' dedi ve sayın Cumhurbaşkanımızı İtalya'ya davet etmişti.
Ve Berlusconi'nin verdiği yemekte uzun uzun konuşuldu. Orada Cumhurbaşkanımız Türkiye'nin AB üyeliği sürecine destek vermelerini ifade ettiler. Berlusconi sayın Cumhurbaşkanımıza 'Siz bir dostun evindesiniz, ben size sonuna kadar destek vereceğim' dedi. Bu ilişki bu şekilde sürdü.
İtalya'nın geleneksel desteğinin faydasını da gördük. Lüksemburg'un olumsuz tavrıyla müzakere tıkanmıştı. O zaman Berlusconi ve Almanya şansölyesinin desteği ile müzakere tarihi alınmış oldu.
Fransız Parlamentosu basiretsiz karar aldı
Burada sayın Cumhurbaşkanımız bir makale yayınladı. En çarpıcı olan taraf, Türkiye'de Cumhurbaşkanımızın yasağı, seçimden birinci çıkmış partinin genel başkanı olmasına rağmen bunun ne kadar anormal bir şey olduğunu gösteren Berlusconi'nin daveti oldu. Arkasından davetler geldi.
Fransız Parlamentosu basiretsiz karar aldı. Bir rapor yayınladı. Bu raporda Fransa'ya düşmanca müdahale bağlamında Rusya ve Çin'in yanısıra Fas ve Türkiye hedef alınıyor. Müslümanlık üzerinden Türkiye'nin Fransa'ya müdahale ettiği söyleniyor. Bu büyük bir basiretsizlik. Oradaki olay radikalizmdir. Bizim Diyanet Başkanlığımız hedef alınıyor. Fransa meclisinin radikalizme karşı duruş açısından Diyanet İşleri Başkanlığımıza şükranlarını sunması gerekir.
Fransa'da sahici tutum geliştirmek isteniyorsa burada güçbirliği yapılması gereken yapı Diyanet İşleri Başkanlığıdır. İslamofobi konusunda, Afrika'daki varlığımızla birilerini rahatsız ettiğimizi biliyoruz. Afrika'daki varlığımız Fransa gibi sömürge varlığı değildir. Sadece Afrika insanının faydasına bulunmak istiyoruz."
SORULAR VE YANITLAR
Asgari ücrette irademizi güçlü bir şekilde sürdürüyoruz
Asgari Ücret Komisyonu toplantısından sonra 'üçüncü kez toplanacağız' dediler. O toplantıdan çıkacak karara göre ortaya çıkacaktır. Cumhurbaşkanımız hayırlı işlerde acele etmeye inanır. İşçimizin ve diğer kesimlerin korunması konusunda irademizi güçlü bir şekilde sürdürüyoruz."
Cumhurbaşkanı ifadesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başı demektir
Davetiyelerde Cumhurbaşkanımız Türkiye Cumhurbaşkanı sıfatıyla davet ediyor. Bu itirazı getirenler Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olması gerekmez mi diyorlar. Bir kısmı da kötü niyetle yapıyor bunu. Rejim kavgası için yapıyorlar. Önceki Cumhurbaşkanlarımız dönemlerinde Türkiye Cumhurbaşkanı ifadesi kullanılmıştır.
Cumhurbaşkanı ifadesi Cumhuriyet rejiminin devlet başkanını ifade eder. Daha sonra bu geçmiş cumhurbaşkanı döneminde de bu şekilde yapılmış. TDK'nın değerlendirmesi var, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı diye bir ifade tekrar olur diyor. Nitekim bu konuda en yüksek merci olan YSK da bu şekilde kullanmaktadır. Cumhurbaşkanı ifadesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başı demektir. O manada doğru yaklaşımdır.
Millet iradesine o gece en büyük saygısızlık yapıldı
Cumhuriyet Halk Partisi bir bakıma kurultaylar partisi. Partinin iç işleriyle ilgili konular bizi ilgilendirmez. Siyasetin gündemi açısından iki konu görüyorum. Birincisi genel başkan değişsin diyenlerin belki kendilerini de bu değişimin içine katmaları gerekir. Değişim dediğiniz şey siyasal alanla ilgilidir. Şimdi tutmuşlar biyografiler üzerinden tartışıyorlar. Millet iradesine o gece en büyük saygısızlık yapıldı. Bu bir biyografi tartışması değil; bu bir siyaset yapma biçimi tartışması olması gerekir.
Sonuçta siyasetin sahibi millettir, vatandaştır. Siyasi partilerin sahipleri siyasi partilerin tabanlarıdır. Onların sesine kulak verilmesi esastır. Bugün yukarıda kim gitsin tartışması yapılıyor. Bu gerçek bir siyaset değildir.
Yasa dışı yerleşim konusunu kınadığımızı ifade etmek isterim
Biz bölge barışının devamı ve korunması açısından şiddet kısır döngüsünden uzak durulması gerektiğini ifade ediyoruz. Bugün maalesef 4 Filistinli kardeşimiz şehit olmuştur. Bu yasa dışı yerleşim bölgeleri adı üstünde yasa dışı. Bununla ilgili olarak AB ya da bazı ülkeler, oradaki üniversitelerden mezun olanların diplomasını kabul etmiyor ama bunlar yetmez. Burada yasadışı yerleşimlerin engellenmesi konusunda güçlü adımların atılması gerekiyor.
Biz İsrail ile ilişkilerin normalleşmesinden sonra, bütün meselelerin konuşarak çözülmesi meselesinin güçlü tutulmasını düşünüyoruz. Ama bu hiç bir zaman Kudüs, Mesci-i Aksa, yasa dışı yerleşim konusunu kınadığımızı ifade etmek isterim.
Botlar şişleniyor ve ölüme terk ediliyor
En son 600 kişilik göçmen teknesi bazı haberlere göre Türk, bazı haberlere göre İtalyan karasularına acımasız yöntemlerle Yunan sahil güvenliği itmeye çalışırken kaza meydana geliyor. Bununla ilgili uluslararası soruşturma komisyonunun ve uluslararası gözlem yapılması gerekir.
Botlar şişleniyor ve ölüme terk ediliyor. Avrupa sınır güvenliğinden sorunlu Fromtex'in bütçesini AB bu sebeple onaylamadı. Artık Yunan sahil güvenliğinin ortaya koyduğu eylemler insanlık suçu olarak incelenmesi gereken eylemler. İnsanları öldürmeye teşebbüstür ve insanları öldürmektedir. Akdeniz'i Yunan sahil güvenliği herkesin gözü önünde bir göçmen mezarlığına çevirmektedir. Sorumluların cezalandırılması gerekir.
Abdüllatif Şener'in açıklamaları
Bir eski CHP milletvekili CHP Genel Başkanına oy vermemiş. Kendileri açısından değerlendirmeleri gerekir. Beraber ittifak kurduğunuz toplam yüzde 1 oyu bile olmayan 3 partiye 40 milletvekili verdiniz ama sizin meclis başkanı adayını desteklemediler. Burada biraz sağa açılalım, bir tutam liberalizm katalım gibisinden eklektik tablonun ortaya çıkaracağı yer bu. Garip olan eski CHP milletvekilinin CHP Genel Başkanına oy vermemesi üzerinde sağ siyasetle ilgili bir şey çıkarmaya çalışılıyor.
AYM'nin HDP kararı
Dünyanın çeşitli yerlerinde görüleceği gibi AYM kararlarında demokrasinin, kamu düzeninin, hukuk devletinin korunması için en güçlü tedbirler teröre karşı alınır. Terör paylaştığımız bütün insani değerlerin düşmanıdır. 14 Mayıs'a giderken açıkça terörün Türk siyasi hayatına müdahalesi için açık beyanlarını gördük.
AYM meşru hakları istismar ederek, terör propagandasına dönük olan harcayan tutumlar karşısında herhangi bir şekilde değerlendirme yapmıyor. Tek taraflı bakış açısı sözkonusu oluyor. Bugün siyasetin belli parçasını bir terör örgütü tutmaktadır. AYM bu kararıyla herhangi bir şekilde teröre karşı alınacak tedbirler açısından zaaf oluşturacak bir karar ortaya koymuştur.
Bu konuda dünyadaki örneklere bakarak bunları söylemekten kaçınmamızı gerektirmiyor. Nitekim İspanya'nın Batasuna kararını AİHM de onaylamıştır. Bir demokrasinin terör karşısında kendini koruma refleksleri açısından zaaf oluşturacak karardır.
Bu konuda dünyadaki örneklere bakarak bunları söylemekten kaçınmamızı gerektirmiyor. Nitekim İspanya'nın Batasuna kararını AİHM de onaylamıştır. Bir demokrasinin terör karşısında kendini koruma refleksleri açısından zaaf oluşturacak karardır."
FETÖ ile mücadele güçlü şekilde sürdürülmektedir
Bu çalışma garson adlı operasyon üzerinden gerçekleşiyor. Türkiye Cumhuriyeti ve devletin kurumları FETÖ meselesinin peşini bırakmayacaktır. Dünyanın en lanetli terör örgütlerinin başında geliyor FETÖ. Türkiye Cumhuriyeti devletinin egemenlik haklarını gaspetmeyle çalışmışlardır. Şehitlerimiz, gazilerimiz var. FETÖ ile mücadelenin güçlü şekilde sürdürülmektedir. Hiçbir terör örgütünün peşini bırakmayacağız.
Genel af gündeme gelmedi
Şimdiye kadar böyle bir konu gündeme gelmedi."