Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, “Suriye’deki anlaşmaya Ankara nasıl bakıyor?” başlıklı yazısında, Suriye’de, Mazlum Abdi ile Ahmet El Şara arasında imzalanan anlaşmayı değerlendirdi. “PKK’nın silah bırakma sürecinde en sıkıntılı aşama olarak Suriye’deki PKK-YPG yapılanması gözüküyordu. Ama tam aksi oldu. Önce Suriye düğümü çözüldü. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile Mazlum Abdi, silahların bırakılması ve PKK-YPG’nin tasfiye edilmesi konusunda tarihi bir mutabakat metni imzaladılar” ifadelerine yer veren Selvi’nin yazısının ilgili kısmı şöyle:
“Şimdi gelelim Suriye’deki gelişmeye Ankara’nın nasıl baktığına.
1- Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmak için önemli bir gelişme olarak görülüyor.
2- Ahmed Şara ile Mazlum Abdi arasında yapılan anlaşma olumlu bulunuyor. Ama uygulamayı da görmek istiyoruz deniliyor.
20 Şubat’ta imzalanacakmış
3- Mazlum Abdi’nin, Öcalan’a çağrısı bizi kapsamıyor çıkışından sonra 10 Mart’ta imzalanan anlaşma sürpriz oldu ama Ankara için sürpriz olmamış. Hatta beklenen gelişmeymiş. “20 Şubat’ta imzalanacaktı. Ancak araya bazı pürüzlerin girmesi nedeniyle 10 Mart’ta imzalandı” deniliyor.
4- Mazlum Abdi’yi Şam’a Amerikalılar helikopterle getirmiş. ABD’nin anlaşmanın imzalanmasında katkısı olumlu yönde olmuş.
5- Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, 6 Mart’ta Lazkiye ve Tartus’ta Esed rejimi artıklarının başlattığı kalkışma girişimini, yeni Suriye yönetiminin test edilmesi olarak tanımlamıştı. Peki Lazkiye ve Tartus’taki olaylar sürerken Mazlum Abdi, anlaşmaya nasıl razı oldu? Ankara’nın değerlendirmesi, “Yeni Suriye yönetimi Lazkiye ve Tartus’taki kalkışma girişimini bastırmakta başarılı olunca Mazlum Abdi, anlaşmaya yanaşmak zorunda kaldı” yönünde.
4 ve 7’nci madde
6- Anlaşmanın 4. maddesinde yer alan, “Suriye devletinin yönetimine entegre edilecek” ibaresini birileri ısrarla, “PKK silahlarını bırakmadan Suriye resmi ordusunun içinde yer alacak” diye göstermeye çalışıyor. Ama Ankara böyle okumuyor. Tam aksine, 4’üncü madde ile, 7’nci maddede yer alan, “Suriye’deki toplumsal barışı tehdit eden girişimler reddedilecek” maddesinin birlikte değerlendirilmesi isteniyor.
7- Baas rejimini görmüş, iç savaşı yaşamış olan Suriye’de devlet içinde devlet, ordu içinde ordu olacak; böyle bir yapılanmaya izin verir mi? Devrik Esed ordusu bile 6 Mart’ta Lazkiye ve Tartus’ta bir kalkışma girişiminde bulundu. PKK-YPG’ye ordu içinde özel bir birlik verilse, devlet içinde ayrı bir yapılanma kurmalarına izin verilse yarın darbe girişiminde bulunmalarını kim engelleyebilir? Bu celladına ipini teslim etmek olur. Türkiye buna müsaade etmezdi.
Kandile gidecekler
8- Yıl sonuna kadar sürecin tamamlanması öngörülüyor. Ama Ankara, sürecin hızlanacağı görüşünde. PKK- YPG’lilerden anlaşmayı kabul etmeyenler ve Suriyeli olmayanlar belli bir takvim dahilinde Suriye’yi terk edip, Kandil’e geçecekler. Peki Kandil silah bırakma kararı alınca ne yapacaklar?
10- Türk askeri Suriye’de kalmaya devam edecek. Böylece sahadaki gelişmeleri takip edeceğiz. Terör faaliyeti olduğunda müdahale edeceğiz. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terörle mücadele konseptinde değişen bir şey olmayacak.
Siyasi parti kuracaklar
11- Yeni Suriye Anayasası ile Suriyelilerin tamamı eşit haklara sahip olacak. Suriye başkanlık sistemiyle yönetilen üniter bir devlet olarak kurulacak. SDG-PKK-YPG silahları bırakıp, siyasi mücadelede yerini alacak. Suriye devletine entegre olduktan sonra siyasi parti kurarak ya da mevcut bir siyasi partiyle demokratik sistem içinde yerini alabilecek.
Artık yeni bir Suriye var.
Suriye’de PKK-YPG’nin silah bırakmasıyla birlikte Kandil’in de silah bırakması konusunda daha da umutlu olabiliriz.”
Yazının tamamı için tıklayınız..